Osmanlı Dönemi Risâleleri 3 Ulema ve Toplum: Muhammed bin Hamza ve Risaleleri

Paylaş:

Tarih Okumaları başlıklı toplantılar serisinin bu oturumunda Recep Cici ile Muhammed b. Hamza’nın fıkıh risaleleri değerlendirildi. Program, Muhammed b. Hamza’nın 10 risalesi etrafında şekillenmekle birlikte Cici, müellifin fıkıh anlayışına dair de kapsayıcı bir sunum gerçekleştirdi.

ici, ilkin Muhammed b. Hamza’yı ve risalelerini tanıtarak risalelerin önemi üzerinde durdu. İslâm yazı tarihinde risaleler; gündemde olan ve çözülmesi gereken önemli hukuki meselelerin halli maksadıyla kaleme alınan, meselenin hukuki cephesini içeren, kısa ve özlü eserler, başka bir deyişle de ilmî makalelerdir.

Cici, Muhammed b. Hamza’nın risaleleri ile misafir öğretim üyeliği sırasında Sofya Milli Kütüphane’de karşılaşır. Asıl adı Âlim Muhammed b. Hamza olan müellif daha çok Müftîzâde, Hacı Emirzâde, Âlim Mehmed Efendi gibi lakaplarla bilinmektedir. Maalesef müellif hakkında yeterince bilgi yoktur. Risalelerden anlaşıldığı kadarıyla on yedinci yüzyılda yaşamıştır. Bazı kayıtlarda Aydınî ve Güzelhisarî olarak zikredilmektedir. Üstad, allâme, yed-i tûla sahibi, fakih, mütekellim, müfessir, muhaddis gibi sıfatlarla anılmaktadır. Risalelerin bir kısmından, daha önce Mehmed Tahir, Brockelmann ve Kehhâle bahsetmiştir. Âlim Muhammed’in çeşitli uzunluklarda 100’e yakın risaleleri tefsir, hadis, kelam, tasavvuf, Arap dili, mantık ve aruz gibi geniş bir alana yayılmaktadır. Dönemin şeyhülislâmı ve kazaskerinin de onayını alan risaleler daha çok halkı yakından ilgilendiren güncel meseleleri cevaplandırmaya yöneliktir. Risalelerinden 66’sı fıkıhla alakalıdır. Âlim Muhammed’in fıkıh risaleleri; usul-i fıkıh, füru-ı fıkıh meselelerine ve muhtelif konulara dairdir. Büyük bir kısmı füru-ı fıkıhla ilgili olup bunlar da kendi içerisinde ibadetler, şahıs, aile, borçlar, miras ve ceza hukuku şeklinde tasnif edilebilir. Ayrıca az sayıda Türkçe fetvası da bulunmaktadır.

Cici’nin tespitlerine göre Âlim Muhammed, müderrislik ve Anadolu şehirlerinde müftülük yapmıştır. Âlim Muhammed için II. Birgivî denilir. Muhtemeldir ki bu lakap, hem bidat ve hurafelere karşı tavrı hem de ilmî yeterliliğinden dolayı kendisine verilmiştir. Kadılık yapıp yapmadığı açıkça bilinmemekle birlikte yöneticileri ve kadıları sert bir şekilde eleştirmesinin temelinde yatan saik ise, ya kadılık görevinden uzaklaştırılması veya kadı yapılmaması ile ilgilidir.

Cici’nin ifadesiyle, risalelerin Kahire, Kıbrıs, Antalya, Kayseri ve Sofya gibi yerlerde nüshalarının bulunmasının Âlim Muhammed’in Osmanlı coğrafyasında popülerliğini gösterir. Bir diğer dikkat çeken husus; risaleler, Arapça yazıldıkları için, Arap coğrafyasında daha yaygındırlar. Bu alakanın bir miktar selefî temayüllerle de açıklanması mümkündür.

Müellif daha ziyade Osmanlı ulemasının tevarüs yoluyla elde ettiği muteber Hanefi kaynaklarını kullanmıştır. Füru kaynaklarında daha çok şerhlere yer vermiştir. Bunlar arasında; Zahidî’nin Kudurî şerhi, el-Müctebâ’si, İbn’ül-Hümâm’ın el-Hidaye şerhi, Fethu’l-kadîr’i ve Zeylâ’î’nin Kenzü’d-dekâik şerhi, Tebyînu’l-hakaîk öne çıkmaktadır. Âlim Muhammed müdellel bir fakihtir, usul, füru, tabakat, fetava, tefsir gibi sahalarda pek çok maruf eseri zikretmekte, alıntılar yapmaktadır.

Mükrehin talakı meselesinde “hilaf-ı eimmetinâ” ifadesini kullanarak bu talak türünü geçersiz kabul eden imamlara katılan müellif, mükrehin talakının bazı yerel yöneticiler tarafından kötüye kullandığını, halka zorla talak yaptırıldığını ileri sürmektedir. Âlim Muhammed fıkıhta rivayet ve dirayete farklı manalar yükleyerek rivayeti fıkıh kitapları, dirayeti ise hadisler ve onların sağlamlık derecesi anlamında kullanmaktadır. Yöneticilerin zulüm ve baskılarından şikayet etmekte, kadıların usulsüzlüklerinden bahsetmektedir. er-Risâletü’d-dehâkıyye adlı risalesinde gerekli olmadığı ve şartları oluşmadığı hâlde narh konulduğunu, bunun zulüm olduğunu iddia ederek, buna karşı çıkmaktadır. er-Risâletü’l-cuma’iyye adlı risalesinde köylerde Cuma namazı kılınmasını yermekte ve bu hususta sultana aşırı yetki atfedenleri sert bir dille eleştirmektedir. Risâletü’l-‘îne de ise, îne müessesini çok yönlü tartışmakta, imamların bu husustaki fikirlerini ortaya koyarak kendisinin bey’ül-îneyi tahrimen mekruh gördüğünü ifade etmektedir.

Cici’ye göre Osmanlı hukuku hakkında sıhhatli neticelere varabilmek için uzun bir periyodun literatürünün bilinmesi gerekir, burada fıkıh risaleleri önemli bir rol oynamaktadır. Zira bu risaleler güncel gelişmelere binaen yazılmıştır ve genelde müelliflerin tercihlerini barındırmaktadır. Bu bakımdan Âlim Muhammed önemli rol oynamaktadır. Zira döneminin pek çok tartışmalı meselesinde görüş belirtmiş, kimi zaman yerleşik ve yaygın görüşe karşı çıkmıştır. Risalelerinin şeyhülislam ve kazaskerden onay alması bir başka dikkat çeken husustur. Âlim Muhammed tartışan bir alim, müdekkik bir fakihtir. Zamanının âlimlerini eleştirmiş, ciddi bir kısmını cahillikle itham etmiştir. Bu yönüyle risalelerin fıkıh tarihi, düşünce tarihi ve sosyal tarih cihetiyle değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir