Postkolonyal Afrika Sineması

Paylaş:

Beykent Üniversitesi Sinema-TV ana bilim dalında postkolonyal Afrika sineması üzerine yazdığı yüksek lisans teziyle konuğumuz olan Yusuf Ziya Gökçek, tezinde Nijerya, Senegal ve Mali’nin de içinde bulunduğu 10-11 kuşaktan oluşan Sahraaltı Afrika sinemasına odaklanıyor. Gökçek sunumuna tezinin çerçevesini oluştururken karşılaştığı Afrika kıtası/sineması kavramlarının problemlerini anlatarak başladı ve Mısır sinemasının ya da Türkiye sinemasının neden Afrika sineması olarak zikredilmediğinin hâlen tartışmalı bir konu olduğuna değindi.

Afrikalı sinemacıların Frantz Fanon’un sinemayla ilgili tespitleri üzerinden altyapı kurarak bir sinema içeriği oluşturduğunu ve Üçüncü Sinema’nın Fanon’un tespitlerini dikkate alan bir kategori olduğunu söyleyen Gökçek, Fanon’un fikirlerinin bir doğrudanlık esası üzerine kurulduğunu, dolayısıyla sinemaya da bu şekilde yansıdığını vurguladı. Bu sebeple Gökçek, Fanon’un üç hâl (özdeşleşme, geleneği hatırlayış, mücadele) dediği çerçeve üzerinden bir Afrika sineması okuması yapıyor. Fanon’un bu aşamaları kurarken hem bir kronoloji hem de ilerlemeci bir tarih felsefesi önerdiğini fakat bu kronolojik hâllerin kör noktasının hepsinin aynı anda bir filmde görülüyor olması olduğunun altını çizdi.

Birinci aşama olan mutlak asimilasyon aşamasını, hâlihazırda kolonyal ilişkilerde nasıl bir estetik biçim varsa onun aynen alınıp uygulanması yani Hollywood estetiğine benzer ya da Fransız Yeni Dalgası’na benzer bir sinema anlayışının üretilmesi ve bunun doğrudan bir soruşturma konusu yapılmaksızın kendi estetiğine dönüştürülmesi meselesi olarak özetliyor. Ayrıca bu aşamada, ana akım sinema dilinin etkisiyle kendi yerellik bağlarını unutarak kaçışçı ve özdeşleşmeci bir sinema dili kullanıldığının ve filmlerde bir kendilik meselesinin sorunsallaştırılmadığının da altını çiziyor.

Geleneği hatırlama aşaması, yani ikinci aşamayı ise bir otantisit arayışın görüldüğü dönem şeklinde ifade ederek, bu Afrika’ya özgü otantisite kuralının yönetmen Ousmane Sembene ile kavramsallaştığını ekliyor. Bu dönemdeki filmlerde bir sözlü kültür geleneğine rastlanıldığını, belleklerinde olanı filme aktararak daha doğaçlama bir film üretim sürecine başlanıldığını ve bu dönemin bir özgürleşmek meselesi etrafında durmak olduğunu belirtiyor.

Bu kronolojik, ilerlemeci yaklaşımın üçüncü aşaması olan mücadele aşamasını Gökçek, emperyal bir dile karşı kendi direngen dilini öne çıkarmaya çalışmak şeklinde tanımlıyor. 1950’lerde Afrika’da sömürgesizleştirme sürecinin ortaya çıkmasıyla beraber sömürgeci ve sömürülen arasındaki eşitsiz ilişkiyi kaldırmak amaçlı bir mücadele alanı oluşturma niyetinin var olduğunu böylece sinemanın bir mücadele alanı olarak var edilmeye çalışıldığını ileri sürüyor.

Gökçek, bu aşamaları özetlerken Afrika’da 1960’lara kadar bizatihi Afrikalıların ürettiği hiç bir film olmadığından sadece 1955’de Nijerya’da bir film üretildiğinden ve onunda kayıtlarının olmadığından da bahsetti. Bundan hareketle yeni Afrika sinemasının yönetmen Ousmane Sembene ile başladığını ayrıca Sembene’nin filmlerinde Fanon’un aşamalarından ikinci ve üçüncüsünün sürekli kendini gösterdiğini söyledi ve sunumunu Afrika Sineması’yla ilgili sorulan soruları yanıtlayarak sonlandırdı.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir