Hegemonyanın Yeniden İnşası: Soğuk Savaş Sonrası Amerika’nın Dış Politikası ve İnsanî Müdahale

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Küresel Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği ve Murat Yeşiltaş’ın yüksek lisans tezini katılımcılara sunduğu programda hegemonya, yapısal kriz, insanî müdahale kavramları, ABD’nin soğuk savaş sonrasında hegemonyasını sürdürüp sürdüremeyeceği sorusu çerçevesinde tartışıldı. 20. yüzyıla büyük bir savaş ile merhaba diyen insanlık, savaştan sonra yıkımın her türlü zararını bertaraf etmek için yeni formül arayışlarına girmişti. Lâkin bu dönemde kendine siyaset sahnesinde büyük bir boşluk bulan, uluslararası sistemi denetleyici bir devlet, diğer bir ifadeyle hegemon bir devlet ortaya çıkabilir miydi? Napolyon Fransası’nın terör döneminden hiç de farklı olmayan 1. Dünya Savaşı sonrasında düzenlenen Viyana Kongresi, ortaya yeni sorunlar mı çıkaracaktı yoksa uluslararası düzenin sağlanmasına olumlu bir katkıda mı bulunacaktı? Viyana Kongresi ile diplomasiyi keşfeden Avrupa, 1. Dünya Savaşı sonrasında devletlerarası ilişkileri tesis edecek ve düzenleyecek yeni bir diplomatik dile ihtiyaç duyuyordu. Liberal düşünceye göre bu dil ya uzlaşma ve işbirliği ile kendiliğinden çıkacak ya da realist paradigmanın iddia ettiği gibi kendini hegemon olarak niteleyen bir güç, bu çok taraflılığı bitirip kendi çıkarları doğrultusunda yeni bir uluslararası düzen inşa edecekti. 20. yüzyılın ilk yarısı ve 2. Dünya Savaşı’na giden süreç, sözkonusu hazırlıklar ve hegemonya arayışları ile geçti diyebiliriz. Nitekim 2. Dünya Savaşı’ndan sonra iki kutuplu düzende galibinin hegemonyasını meşrulaştırarak çıkacağı bir soğuk savaş dönemine girildi. Murat Yeşiltaş, bizzat hegemonya kavramından yola çıkarak meşruiyeti sorguladığı konuşmasında, bu meşruiyetin yapısal güçten daha çok rızaya dayalı bir anlayış ile tanımlanmaya çalışıldığı ve insanî müdahale kavramının da bu meşruiyeti sağlamak için bir araç olarak kullanıldığı tezini bizlerle paylaştı. Murat Yeşiltaş’a göre “ABD, Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte hegemonyasını devam ettirme noktasında bir kriz içine girmiş ve sözkonusu krizi aşmak için insanî müdahale gibi temelde meşruiyet zemini sağlamakta fazla zorlanmayacağı bir alanı seçmiştir.”Bu iddia bağlamında, hegemonyanın uluslararası ilişkiler literatüründe çok geç tanımlandığını söyleyen Modelski’nin fikirlerini bizlere aktaran Yeşiltaş, hegemonya tanımının soğuk savaş sonrası değişmesinden hareketle farklı bir hegemonya tanımı ile karşı karşıya olduğumuzu belirtti. Buna göre, hegemonik denilen yapı basitçe, bir devletin uluslararası sistem içinde kurmuş olduğu tek taraflı tahakküm sürecini tanımlayan materyalist bir çözümleme değil, aksine merkezî gücün diğer yapılanmaları dikkate aldığı ve bu yapılanmaların hegemonun gücüne onay verdikleri çok taraflı bir etkileşim alanı olarak anlaşılmalıdır.Her yeni ve farklı düşünce beraberinde meşruiyet temelini de sağlamak zorunda olduğundan yeni tanımın da kendi iç tutarlılığı çerçevesinde devletlerin rızası ve insanî müdahale kavramları ile meşruiyet zemini bulduğu sunum süresince dile getirildi. Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası ilişkiler alanında ortaya çıkan küçük orta ve büyük ölçekli çatışmalar, Yugoslavya gibi bir devletin parçalanması, 1. Körfez Savaşı ve Irak müdahalesi gibi sorunlar, hegemon güç için ne anlam ifade ediyordu? Bu sorunlardan yola çıkarak uluslararası düzenin ve hegemonik meşruiyetin devamı için ne yapılabilirdi? İşte bu noktada Murat Yeşiltaş, ABD’nin soğuk savaş sonrası dönemde hegemonyasının sürdürülebilirliğini insanî müdahale kavramı ile sağladığını dile getirdi. Ancak Yeşiltaş’ın hegemonya ve hegemonyanın sürdürülebilirlik tanımlarına göre yukarıda saydığımız ve hegemonyaya dolaylı yollardan meşruiyet sağlayan durumların hepsi birarada bulunmalıdır. Yapısal güç, rıza zorunluluğu ve insanî müdahale için uygulama alanları şeklinde alıntılayacağımız üç durumun birarada olmaması durumunda hegemon “sürdürülebilirlik krizi”ne girecek ve bu krizi aşmak için hegemonyasını yeniden inşa etmek zorunda kalacaktır. ABD’nin Soğuk Savaş sonrasında hegemonyasını sürdürebilme krizine girdiği tezini dile getiren Murat Yeşiltaş’a göre, ABD hegemonyasını yeniden inşa etmek için kendi meşruiyet alanını genişletmiş ve insanî müdahale kavramını kullanmıştır. Ayrıca “Gerek Ortadoğu’da, gerekse Balkanlar’da Bosna ve Kosova örnekleri yukarıda bahsedilen üç etkileşim noktasını bir potada eritmeye yönelik politikaları üretmiş ve ABD en azından sözkonusu dönem içerisinde hegemonyasını yeniden inşa edebilmiştir.”

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir