Tarihin Uğrunda, Gölgesinde ve Yolunda

Paylaş:

Bir Kitap/Bir Yazar programının Mayıs ayı konuğu Prof. Dr. Ali Birinci idi. Program sırasında Ali Birinci, yakın geçmişte yayınlanan üç kitabını tanıttı. Yazar, kitap tenkitlerinden müteşekkil eserlerini Tarih Yolunda ve Tarih Uğrunda; biyografi yazılarını ise Tarihin Gölgesinde adlı kitapta toplamış. Birinci, mezkur eserleri “bol dipnotlu, çok fazla köpürtmeden” diye tabir ettiği ağdalı ve lüzumsuz kelimelerden kaçınarak kaleme aldığını, “olabildiğince dikkatle” hazırladığını belirtti. Her tarih çalışmasının bir bakıma mâzinin yeniden inşası anlamına geldiğine inanan Ali Birinci, biyografileri bu inşanın en önemli malzemesi olarak gördüğünü söyledi. Ona göre biyografi yani Tercüme–i hal, “ferdin tarihidir. Tarih yazıcılığının en kadim ve en cazip türünü teşkil etmektedir. Ancak bununla beraber, bir insanın tanınmasının, tartılması ve yazıyla ifade edilmesi gibi çok zor ve ince işçilik gerektiren bir mesuliyet olduğu da ortadadır. Bu arada ferdin tarihi ile cemiyetin tarihi veya diğer bir ifade ile ictimaî irade ile ferdî irade arasındaki münasebetin ortaya konulması bu işin en hassas noktasını teşkil etmektedir”. Bu sebeple büyük bir titizlikle çalışan Birinci, çalışma sistemi hakkında ipuçları vermeyi de ihmal etmedi. Kendisinin kılı kırk yaran çalışmaları sırasında “malzeme” olarak tanımladığı materyalleri toplamak için başta Sicill–i Ahval defteri olmak üzere gazete koleksiyonlarına, mezarlıklara, Emekli Sandığı ve Bakanlık arşivlerine başvurduğunu belirtti. Ancak bunları yapmanın tahammülfersa bir iş olduğunu, zira bürokrasi ile mücadele etmenin çok da kolay olmadığını ifade etti. Buna rağmen sözkonusu bilgilerin ortaya çıkması için böyle bir çalışmanın şart olduğunun üzerinde duran Birinci, bu amaçla önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmasına yardımcı olan düsturunu da bizlere açıklamaktan geri durmadı: “İlimde ar olmaz, ar eden de berhudar olmaz.” Birinci, sözkonusu eserlerinde, özellikle medeniyetine kalemiyle hizmet etmiş müstesna şahsiyetlerin, yakın tarihimizin genellikle adları sanları unut(tur)ulmuş, önemli oldukları ancak erbabınca bilinen “kıymetli meçhuller”in biyografilerini yazmaya gayret ettiğini vurguladı. Farklı bir alanda eğitim görüp sonradan tarihle ilgilenmesi sebebiyle tarihçiliğini de sorgulayan Birinci, “tarihçiler kafilesinin” herhangi bir yerinde bulunmanın kendisi için önemli olmadığını; kendisi için önemli olanın o kafilenin içinde yer almak olduğunu belirtti. Yine yaptığı işten oldukça zevk aldığını açıklayan Birinci, yeni bir tarihçilik tanımlaması yaparak kendisinin yaptığının “sevgi tarihçiliği” olduğunu; öyle ki sadece bir mısra için o satırların sahibinin hayatını kaleme aldığını ifade etti. Yaptığına mikro tarihçilik dendiğini ancak kendisinin bunu “hücre tarihçiliği” olarak tanımladığını da sözlerine ekledi. Ali Birinci, tercüme-i hâl dediği biyografilerin yanında kitap tenkitlerine dair makaleler de kaleme almış; hatta bu yazıları kitaplaştırmıştır. Bu tenkitleri “kitap tartma” olarak tanımlayan yazar, Batı’da çokça yapılan bu tür çalışmaların, ilmî hareketliliğin bir göstergesi olduğunu, hatta tenkit edilen kitabın sıhhati açısından da değerli olduğunu dile getirdi. Ancak geçmişte, tarihî geleneğimiz içinde önemli bir yer tutan bu tür çalışmaların -kitap tenkidinin- yakın tarihimizde yanlış algılandığı için yapılamadığının altını çizdi. Ali Birinci’nin anlattıkları, yaptığı çalışmalar okunduğunda daha iyi anlaşılıyor. Öyle ki iki sayfalık bir biyografi yazısında bir o kadar da dipnot yer alıyor. Özellikle Birinci’nin dipnotları tarihçiler için büyük bir fırsat. Zira dipnotlarda, Türk tarihçiliğinin daha neler yapabileceği, nerelere kadar gidilebileceği ve yeni kapıların nasıl açılacağına dair ipuçları mevcut. 

Bu toplantı vesilesiyle yaptığı çalışmalar ve bu çalışmaların ilim hayatımıza sağladığı katkıların önemi hakkında bize yeni ufuklar açan Ali Birinci, sunumunu kendine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarla neticelendirdi.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir