Jesus Research: Ethical, Spiritual and Socio-Political Reflections

Paylaş:

Batı düşüncesi tarihinde Hıristiyan dinî geleneğine yöneltilen eleştirilerin belki de en tipik ve en köklü örneklerinden birisi Aydınlanma döneminde başlayıp günümüze kadar gelen “Tarihî İsa” tartışmalarıdır. Bu bağlamda önceleri tamamıyla Hıristiyan geleneğine karşı bir tutumun eseri olarak ortaya çıkan, kilise geleneğinin ve İncillerin sunduğu dogmatik İsa portresinin gerçekliğini tarih biliminin veri ve metotlarıyla irdelemek ve neticede alternatif bir İsa portresi oluşturmak amacıyla başlayan sözkonusu tartışma büyüyerek, geçtiğimiz birkaç asırdır içine her türden sesin katılması ile çok boyutlu bir disiplin olmaya doğru evrilmiş durumdadır. İsa hakkındaki tarihî kaynakların yok denecek kadar az olması genel olarak konu hakkında kesin tarihî sonuçların ortaya konulabilmesini imkânsız hale getirmiş, fakat Batı geleneğinde böylesi öneme sahip bir kişilik hakkındaki tartışma muhafazakâr ve seküler her türlü düşünce ekolü adına önemini korumaya devam etmiştir. Tartışmanın somut neticeler ortaya koyması beklentisi yerini farklı metodolojilerin ve yorumların bir çarpışma alanı olmaya bırakmıştır. Ian H. Henderson, Kanada’nın en saygın üniversitelerinden biri olan McGill Üniversitesi’nin Religious Studies Fakültesi’nde, Yeni Ahit ve erken dönem Hıristiyanlık tarihi profesörü olarak görev yapmaktadır. Kendisi İznik’te yapılan başka bir konferansa katılmak amacıyla Türkiye’ye geldiğinde Vakfımızın da misafiri olarak bu konuda bir konferans vermeyi kabul etmiştir. Yukarıda bahsedilen tartışmaya muhafazakâr Protestan geleneğinin bir temsilcisi olarak katılan Henderson, üniversitede uzun yıllardır “Jesus of Nazareth” adlı dersi okutmaktadır. Jesus, Law and the Rhetoric başlığıyla bir kitap olarak yayınlanan doktora tezi, temelde tarihi İsa tartışmalarına bir katkı olarak okunabilecek şekilde Greko-Roman retorik geleneğinin İsa’nın konuşmalarıyla olan irtibatını irdelemektedir. Henderson’un danışmanı tarihî İsa tartışmalarında başucu kitabı konumuna gelmiş olan The Historical Figure of Jesus adlı eserin yazarı E.P. Sanders’dır. Her iki akademisyenin duruşları muhafazakâr Protestan geleneği temsil etmekte ve İsa’nın yaşamını ve başlattığı dinî hareketi, Greko-Roman kültür havzası içinde varlığını sürdürmeye çalışan ve buna karşı çok çeşitli reaksiyonlar veren gruplardan oluşan ikinci mabet dönemi Filistin Yahudi çevresi içinde anlamak gerektiğini savunmaktadır. Henderson, tarihîİsa tartışmalarını genel düşünce tarihi bağlamında ve üç örnek düşünürün konu hakkındaki düşüncelerini aktarmak suretiyle sundu. Gerek Henderson’un adrenalin seviyesi yüksek sunuşu ve gerekse dinleyicilerin dikkatli ve aynı zamanda sorgulayıcı katılımları konferansın oldukça zevkli hale gelmesini sağladı.    

Bize göre toplantının en önemli katkısı, Kanadalı bir bilim adamının Türkiye’nin entelektüel birikimi ve potansiyeli konusunda edindiği ve kendisi tarafından sonradan da ifade edilen son derece olumlu kanaat olmuştur. Bunun nedeni ise, asıl itibariyle Batı düşüncesini ilgilendiren böylesi özel bir alanda Türkiye gibi ayrı bir geleneğin temsilcisi olan bir ülkede böylesi ilgili, dinamik ve yüksek seviyeli bir dinleyici kitlesinin bulunmasıdır.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir