Telefon Kulübesi

Paylaş:

Yönetmenliğini Joel Schumacher’in yaptığı Telefon Kulübesi filmi, Ocak ayında Vefa salonunda yapılan gösterimi sonrasında Ali Pulcu tarafından değerlendirildi. İzleyicilerin de soru ve yorumlarıyla katıldığı değerlendirmede ağırlıklı olarak filmin içeriğinden bahsedildi.2002 yılı ABD yapımı olan Telefon Kulübesi’nin konusu şöyle: Medya danışmanlığı yapan Stu Sheperd, zaman zaman kullandığı bir kulübenin ısrarla çalan telefonuna cevap verir. Karşısındaki ses tarafından telefonu kapatması durumunda ölümle tehdit edilen Stu’yu gerilimli dakikalar beklemektedir.Ali Pulcu “Şöhret afettir” gibi iki kelimelik ifadelendirmeyle başladığı yorumlarında, şu noktalara değindi: Filmde geçen “Maymun yükseğe çıktıkça arkası daha çok görünür” ve “Dikkat çekmenin ilk adımı konuşulmaktır” sözleri, Stu Sheperd’ın başından geçenlerin, göz önündeki bir kişi olmasıyla ilişkisini açıklar niteliktedir. Sapık adeta “Başkalarının dikkatini çekmek isteyen, benim dikkatimi çeker” demek ister.Telefon sapığı, Stu’ya hayatındaki sahtelik ve yapmacıklığı göstermeye çalışmıştır. Filmde takım elbise, saat gibi araçlar bu sahteliğin altını çizmek için kullanılmıştır. Yönetmenin seyirciye anlatmak istediği düşünce, telefon sapığıyla aynıdır. Telefon kulübesinin arkasındaki reklâm panosunda yazılı olan “Who do you thing you are?” yani, “Kim olduğunu düşünüyor musun?” sorusu, seyirciye verilen “Kim olduğunu bil!” mesajıdır.Hıristiyanlıkta günah çıkarmak için bir aracı gerekmektedir. Modern dönemde günah çıkarma ihtiyacı hissetmeyen insan, bir sapık tarafından buna zorlanır. Filmde kullanılan telefon kulübesi, bir tür günah çıkarma kabini olarak yorumlanabileceği gibi, terapistlerin kullandığı kanepeye de benzetilebilir. Ölümle kurulan bağın koparıldığı toplumlarda iç muhasebe de ortadan kalkar. Muhasebe kültüründen gelmeyen, yapıp ettiklerini sorgulamayan, öteki dünyaya ilişkin sorumluluk duymayan kişi ancak deprem, sel gibi olağanüstü durumlarla karşılaştığında tefekküre dalar. Burada olağanüstü durum yerine bir katil vardır ve Stu’nun yaşam biçimini sorgulamasına sebebiyet vermiştir. Kendisiyle yüzleşen Stu “Bu imaj için çok çalıştım ama şimdi kendimden utanıyorum” sözleriyle durumunu ifade eder.Medyadaki işleyiş de filmde eleştirilen hususlar arasında yer almaktadır. Polislerin, kameralar karşısında davranışlarına çeki düzen vermeleri, çevrede bulunan insanların hâl ve görüntüleri, medya karşısında alınmış yapay tavırlardır. Telefon sapığı da bunu bazı sözleriyle ifade eder.Filmin sonunda Stu’nun katili bulanık bir şekilde görmesi “Gerçekte öyle biri var mıydı, yok muydu?” sorusunu akla getirmekte ve durumun Stu’nun kendi vicdanıyla hesaplaşması olabileceği ihtimalini düşündürmektedir.Filmi felsefî anlamda derin bulmadığını söyleyen Ali Pulcu, filmde söylenmek istenilenin net ve aşikâr ifade edildiğini belirtti. Başarılı bulduğu çekimlerin sinemadan anlamayı gerektirdiği söyledi ve benzer bir filmin, üzerinde çalışılmış bir senaryoyla Türkiye koşullarında çekilebileceğinin de altını çizdi.

 

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir