İttihat ve Terakki’nin Azınlıklar Politikası: Rumlar

Paylaş:

Osmanlı coğrafyasının önemli bölgelerinden Balkanlar, 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı Devleti için büyük problemlerin yaşandığı bir bölge olmuştur. Bu sıkıntının doğmasına zemin hazırlayan saiklerden birisi özellikle Avrupa’da başlayıp Osmanlı’ya da sirayet eden milliyetçilik meselesidir. Bu durum Osmanlı topraklarının muhtelif yerlerinde asırlarca yaşayan azınlıkların bazen isyan, bazen savaşlar neticesinde bazen de göç yoluyla birer birer Osmanlı Devleti’nden ayrılmasını beraberinde getirmiştir.

2007’de İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamladığı “İttihat ve Terakki’nin Azınlıklar Politikası” başlıklı doktora tezi çerçevesinde Ahmet Efiloğlu ile yukarıda sözünü ettiğimiz problemler bağlamında Osmanlı Rumları üzerine konuştuk. Ana kaynak olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden yararlanan Efiloğlu, arşivde Ermeni ve Rum azınlıklarının dışında diğer azınlıklarla, kendi deyişiyle gayrimüslimlerle, ilgili belgelerin olmayışı nedeniyle tezinin içeriğini –her ne kadar tez başlığı azınlıklar politikası olsa da– Rum göçü ve tehciri ile sınırlandırmıştır.

Efiloğlu’nun Osmanlı Rumları: Göç ve Tehcirbaşlığıyla kitap olarak da yayımlanacak bu tezi, genel olarak Balkan Savaşları’nın ve Birinci Dünya Savaşı’nın (1912-1918) yaşandığı yıllarda bir Osmanlı azınlığı olan Rumların, Osmanlı Devleti ile Trakya ve Batı Anadolu sahillerinde asırlardır birlikte yaşadıkları Müslüman ahali aleyhine gerçekleştirdikleri faaliyetler üzerine odaklanmaktadır. Tez, bu aleyhte faaliyetlerin etkisiyle Rumlarla Müslüman ahali arasında düşmanca duyguların tezahür etmesi, yaşanan çatışmalar, Rumların Balkan Savaşı’nda ve sonrasında Yunanistan’la işbirliği yapması, İttihat ve Terakki hükümetinin tüm bu yaşananlar karşısındaki tavrı ve bütün bunlarla bağlantılı olarak da Rum Göçü’nün nasıl gerçekleştiği konuları etrafında şekillenmektedir.

İlk Rum göçünün 1913 yılında, Balkan Savaşları’ndan hemen sonra Trakya’nın Osmanlı Devleti tarafından geri alınmasının ardından başladığını söyleyen Efiloğlu’na göre, bu göçü hazırlayan koşulları anlayabilmek için II. Meşrutiyet döneminde ve Balkan Savaşı öncesinde Rumların meşrutiyete, Müslümanlara karşı tavırlarının ne olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Megali İdea’yı benimseyen Rumlar, Balkan Savaşı esnasında Bulgar ve Yunan ordularıyla işbirliği yaparak Müslüman ahaliye eziyet etmiştir. Rumların baskıları neticesinde yaklaşık 100.000 civarında Müslüman Balkanlar’dan göç etmek zorunda bırakılmıştır. Ancak 1913 yılında Edirne’nin geri alınmasıyla tekrar geri dönmüşlerdir. Bu durum Müslüman ahali ile Rumlar arasında bir intikam meselesine dönüşmüş ve Rumların can korkusundan dolayı göç etmelerine neden olmuştur.

Rumların devletten uzaklaşmalarının, özellikle Trakya civarında yoğun bir şekilde dernek ve vakıf etrafında örgütlenmelerinin ve silahlanmalarının temelinde, Megali İdea fikrinin yanısıra –İttihat ve Terakki hükümetinin politikalarından ziyade– ilan edilen Meşrutiyet’in Rumları bir Osmanlı vatandaşı yapmakta yetersiz kalması yatmaktadır. Burada, Balkan Savaşları sırasında ve Trakya’nın geri alınışına kadar yaşanan süreçte Rumlar ile Müslüman ahali arasında yaşanan ciddi çatışmalara şahit olan Osmanlı hükümetinin, bu olaylar karşısındaki tutumunu sorgulayan Efiloğlu, hükümetin intikam meselesi yüzünden yaşanan olaylara seyirci kalmadığını ortaya koymaktadır. Rum göçüyle alakalı olarak, Balkan Savaşı sırasında hükümetin Rumlara baskı yaptığı, onları sistemli bir şekilde ortadan kaldırdığı, yerlerinden edip göç ettirdiği şeklinde dile getirilen iddiaların gerçekleri yansıtmadığını düşünen Efiloğlu, henüz başa geçmiş bir hükümetin, Trakya işgal altında iken ve daha Batı Anadolu’da asayişi, sükuneti sağlayamamışken Rumlara yönelik böyle bir göç baskısı uygulamasının söz konusu olamayacağı kanaatinde.

Rum göçünde ikinci bir dalganın 1913’ün sonu 1914’ün başında gerçekleştiğini ifade eden Efiloğlu tezinde, bu göçün sebeplerine ayrıntılı olarak değinmektedir. Muhacir iskanı, 1914’ün ilk başlarından itibaren asayişin bozulmaya başlaması, Rumların boykot edilmesi, ahalinin Rumlara göç baskısı ve Yunanistan’dan Rumlara gönderilen göçü teşvik edici mektuplar ikinci dalga Rum göçünün sebeplerindendir. Burada, Balkan-lar’dan gelen 270.000-300.000 civarındaki Müslüman muhacir nüfusun iskanının soruna dönüşmesinin nedenleri ve hükümetin, muhacirleri iskan ederken Rumları göçe zorlayacak şekilde hareket edip etmediğini araştıran Efiloğlu, muhacir iskanının Rum göçünün en önemli sebebi olduğunu ortaya koymaktadır. Zira hükümetin muhacirleri Trakya ve Batı Anadolu’da Rumların yoğun olarak yaşadığı bölgelere iskan etmesinin altında yatan saik Rumlara yönelik bir göç ettirme politikasının varlığına işaret etmektedir. Hükümet bu şekilde, hem bu bölgelerde azalan Müslüman nüfusun artmasını hem de Yunanistan’la ciddi bir ilişki ağı içerisinde olan Rumlara karşı Trakya’nın güvenliğini sağlamayı amaçlamıştır.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir