Bâkî ve Shakespeare Üzerine Metinlerarası Bir Yaklaşım: Hazan Gazeli ve Sone 73

Paylaş:

Sanat Araştırmaları Merkezi’nin Kırkambar Tez ve Makale Sunumu etkinliği kapsamında Alphan Akgül’ün Journal of Turkish Studies’te yayımlanan “Baki ve Shakespeare Üzerine Metinlerarası Bir Yaklaşım: Hazan Gazeli ve Sone 73” başlıklı makalesinin sunumunu dinledik. Akgül sunumunda metinlerarasılık kuramlarının, divan şiiri çalışmalarında kullanılması, “şerh” yöntemine, yani “gelenek”, “okur” ve “metin” bağlamında gerçekleşen anlamlandırma etkinliğine alternatif bir bakış açısı getirdiğine dikkat çekti. Metinlerarası ilişkilerin divan şiirinin kendine özgü yapısına uzak olmadığını belirtti ve divan şiiri yorumcularının avant la lettre şekilde metinlerarasılık yöntemini kullanan eleştirmenler olarak yorumladı. Sunumunda Akgül, Baki’nin “Hazan Gazeli” şiiriyle William Shakespeare’in “Sone 73”ü arasındaki anlam kurma çabalarını, “okur” perspektifli yakın çözümleme stratejilerini kullanarak yeni bir metinlerarasılık örneği ve iddiası olarak ortaya koydu. Akgül, divan şiiri geleneği dışında bir yorumlamayla Kristeva’nın metinlerarasılık tanımını kendi metnine dâhil ederek Harold Bloom’un “Metinler yoktur, metinlerarası ilişkiler vardır” cümlesinden hareketle metin-okur-yazar bağlamında metinlerin “okur” odaklı yoruma sunulması gerektiğini savundu.

Shakespeare’in 79. Sonesi ve Hazan Gazeli arasında yüzeysel benzerlikler kuran Akgül, her iki şairin de sonbahar mevsiminin doğada yarattığı etkiler ile birlikte bir hali ortaya koyduğunu belirtti. Hazan Gazeli sonbahar ve yaşlılık üzerine kurulan analoji bakımından yorumlanır. Bunlar doğa olguları ile insani durumlar arasındaki metonimlerdir. Baki’nin Hazan Gazeli’nde bahar mevsiminden nam ü nişane kalmaması, çemende ağaç yaprağının itibardan düşmesi, bahçedeki ağaçların hırka-i tecride girmesi, hazan rüzgarının çınar ağacından el alması, nihalin berk ü bar’dan, yani “yük”ten azade olması ve varakın perişan bir halde, rüzgardan şikayet etmesi gibi metaforlar ile eylemler birbirini tamamlayarak belirli bir karaktere ait duygu durumunu açığa çıkarmaktadır. Bu durumlar üzerinden gazeli çözümleyen Akgül, sosyal ölüm ve acz gibi temalar üzerinden gazelin kendini aldatan (self-deception) bir psikolojik profili yansıttığını düşünür.

Benzer şekilde Shakespeare’in Sone 73’ünü Talat Sait Halman çevirisi üzerinden çözümlemeye girişen Akgül, şiirde geçen mevsimsel döngüyü çağrıştıran üç metafordan bahseder. Yaşlanmakta olan biri (anlatıcı) kendisini önce ağaç, alaca karanlık ve alevle karşılaştırır. Ağaç yıllık döngünün bir parçasıyken, alaca karanlık günlük bir döngünün parçasını, alev ise tekil bir döngüyü yansıtır: “Şiirdeki bu döngü, ‘tam ışık’tan, ‘alaca karanlık’a (twilight) ve ‘karanlık’a (darkness), ‘sarı’dan (the leaves) ve ‘solgun kırmızı’dan (the fading sunset), ‘tam kırmızı’ya (the fire) ve ‘gri beyaz’a (the ashes) olan dönüşümü gösterir.” Bu ifadeler anlatıcının her döngüde kaçınılmaz bir şekilde ölüme yaklaştığını yansıtmaktadır. Benzeri yakın okuma çözümlemeleri ışığında Akgül her iki şiir arasında kaçınılmaz bir son olan ölüm temasını her iki metinde de karşılaştırır. Akgül’e göre her iki şiirdeki anlamsal benzerliği ortaya koyan ayrıntılar, iki şairin birbirinden haberi olmaksızın aynı mısrayı ya da beyti tesadüfen söylemesi anlamına gelen tevarüdden farklıdır ve bunlar metinlerin arasını bulan okur merkezli etkin bir okuma sayesinde biraraya getirilen benzerliklerdir. Baki’nin Hazan Gazeli ile Shakespeare’in Sone 73’ü arasında yapılan bu karşılaştırmalı çalışma ile Akgül, metinlerarası ilişki deneyiminin divan şiiri çalışmalarında geleneğin kurallar manzumelerini aşarak “okur” perspektifli etkin bir anlamlandırma etkinliğinin gerekliliğini ifade etmektedir.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir