1908 İhtilaline Doğru: Şemsi Paşa Suikasti

Paylaş:

Fatih Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Hakan Özdemir tarafından hazırlanan “Towards the Revolution of 1908: the Assassination of Şemsi Paşa” adlı tez Şemsi Paşa suikastinin ilginç yönlerini ortaya koymakla beraber Abdülhamid döneminin en önemli iki olayını; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1908 İhtilalini de bu bağlamda ele almaktadır.

Şemsi Paşa suikasti üzerine kurulu olan tez, suikast sonrası gerçekleşen 1908 İhtilali ile suikast arasındaki ilişkinin izini sürer. Bu noktada, “Suikast niçin önemlidir? Ne olmuştur? Nasıl olmuştur? 1908 olayları ile suikast arasındaki ilişki nedir?” sorularından hareket eden Özdemir, 1908 olaylarının nedenleri ile neticeleri arasındaki değişimi bu suikast üzerinden ortaya koymaktadır. Ona göre Firzovik olayı başlangıçta İttihatçılara karşı bir temizleme operasyonu iken Paşanın ölümü ile bu, yön değiştirir ve tam tersi bir hal alır ve Abdülhamid’in vefatıyla neticelenecek olaylar zincirine evrilir. Buradan hareketle Özdemir, bu suikastın son yüz yılın en önemli olayı olduğu tezini temellendirmeye çalışmaktadır.

Konuyu üç bölümde ele alan Özdemir, ilk bölümde İhtilalci muhalefetin doğuşu, Fransız İhtilalinin Osmanlı düşüncesine ve modernizmine etkisi ve Makedonya sorununa yer verir. İttihat ve Terakki Cemiyetinin kuruluşu ve oluşumu, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, ordunun siyasileşmesi gibi konular da bu bölümde değerlendirilir. İkinci bölüm, oluşan bu süreçte yabancı güçlerin de baskısı ile isyanın başlangıcı ve suikastı içerir. Reval buluşması ve Makedonya sorunundan dolayı Şemsi Paşa’ya Abdülhamid tarafından verilen Balkanlar’daki çete faaliyetlerini bastırma görevi, Paşa’nın ölümü ve Paşa’nın yokluğunda gerçekleşen Firzovik olayı bu bölümde yer alır. Son bölüm de bu olayların sonucunda gerçekleşen Meşrutiyetin ilanı ve Meclis-i Mebusan’ın açılmasını konu edinir.

1908 İhtilalini daha anlaşılır kılmak için 45 maddelik bir kronoloji hazırlayan Özdemir’in altını çizdiği üzere, bu kronoloji içinde Reval görüşmesi (1908) ile İngiltere ve Rus Krallarının buluşması ve bu iki dış güç tarafından özellikle Makedonya sorununun çözülmeye çalışılması ve bunun sonunda milliyetçilik duygularının coşturulması bilhassa önemlidir. Selanik’te kumandan Yarbay Nazım Bey’e karşı girişilen suikast de bunlar arasında yer alır. Nitekim bu, hükümete karşı yapılan ilk fiili harekettir. Bu suikastın nedeni ise Kumandanın Selanik’teki olaylardan Padişahı (II. Abdülhamid’i) haberdar edecek olmasıdır. Paşa yaralı kurtarılır ve Abdülhamid’e raporunu verir. Bir diğer önemli olay 25 Haziran’da Enver Bey’in Selanik’te isyan edip dağa kaçmasıdır. Aslında yaptığı isyan değil kaçıştır. Zira, bir ay kadar ortalarda görünmeyen Paşa’nın yaptığı sözlü ve fiili herhangi bir hareket de yoktur. Firzovik olayı ve buna yapılan müdahaleler ve ardından Kanuni Esasi’nin kabul edilmesi diğer önemli maddelerdir.

Osmanlı Devleti’ni 1908 İhtilaline götüren Şemsi Paşa suikastının Resneli Niyazi Bey’in Abdülhamid rejimine isyan edip dağa çıkması ile başladığını hatırlatan Özdemir’in ifadesiyle, Balkanlar’da başlayan bu isyanın bastırılması için Sultan, Şemsi Paşa’yı burada düzenin sağlanması için görevlendirir. Paşa Balkanları iyi bilmektedir ve çete faaliyetlerini bastırmak hususunda tecrübelidir. Sultan Abdülhamid’in bir isteği de, kendi adlandırmaları ile Selanik (dâhili) ve Paris (harici) merkezli olarak yapılanan İttihatçıların Selanik’teki oluşumlarının ortadan kaldırılmasıdır. Bunun, Şemsi Paşa’nın öncülüğünde, Paşa gibi saraya bağlılıklarıyla bilinen Arnavutların katkıları ile yapılması planlanır. Şemsi Paşa’nın harekete geçmesinden korkan İttihatçılar, Resne’ye ulaşmadan onun öldürülmesini kararlaştırır. Şemsi Paşa, Padişahı olaylardan haberdar etmek için düzenli bir şekilde padişaha telgrafla malumat vermektedir. 7 Temmuz 1908 günü de olaylardan Padişahı haberdar etmek için telgrafhaneye gider. Telgrafhane çıkışında bir İttihatçı olan Atıf Bey tarafından üç el edilen ateş ile öldürülür.

Bu olay sonrasında Firzovik’de toplanan Arnavutlar ortada kalır ve aralarına giren İttihatçı ajanlar tarafından kandırılarak Şemsi Paşa’nın yapmak istediğinin tam tersi bir harekete sevk edilirler. Sultan Abdülhamid’e yazdıkları telgraflarla Kanun-ı Esasi’yi ilan etmesini isterler, aksi takdirde İstanbul’a doğru harekete geçecekleri tehdidini yaparlar. Paşa’nın ölümü ile en önemli destekçisini kaybeden Padişah 23 Temmuz 1908’de Kanun-ı Esasi’nin yeniden yürürlüğe konulmasını kabul eder.

Özdemir, Şemsi Paşa’nın, Yağveri Hüseyin Ağaya söylediği son cümleyle; “Beni bir zabit vurdu, beni bırakma” sözüyle, aslında devleti bitirenin de zabitler olduğuna atıf yapmış olabileceğinin düşünülebileceği kanaatindedir. Bu nedenle, bu cümleyi bilhassa dikkat çekici bulmaktadır.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir