Weberci Sosyoloji ve Türkiye’de Din Sosyolojisi

Paylaş:

Max Weber’in karşılaştırmalı din sosyolojisi bugün için fazla kapsamlı gözükse de kendi zamanı açısından dinin toplumun yapısı ve dönüşümü üzerine olan etkisi bakımından son derece önemlidir. Avrupa’da modernlikle birlikte yükselen kapitalizmin gelişiminde dinin nasıl bir rol oynadığını anlamaya çalışan Weber için Protestan ahlakının diğer din ve ahlak sistemleriyle mukayeseli bir okunması modern rasyonel toplum yapısı ve ahlakını anlamak için çok önemli imkânlar sunmuştur. Bu önem onun Türkiye sosyal bilimlerine olan etkisi ve Türkiye’de dinin kültür ve ahlak üzerindeki muazzam etkisi göz önüne alındığında daha da artmaktadır. Elisabeth Özdalga, Weber’in Türkiye sosyal bilimlerine olan bu etkisini inceleyen bir sunum yaptı.

Weber, Budist ahlaktan Çin’e hatta Afrika dinlerine kadar uzanan çok geniş bir yelpazede incelediği karşılaştırmalı din analizinde İslâm’a çok az yer vermiştir. Türkiye’de Weber sosyolojisinden ilk etkilenen isim olan Sabri Ülgener, dinin ahlaki yapı üzerinde olan etkisi ve modern toplumun gelişimine olan katkısı fikrinin İslâm için de geçerli olabileceği ve Türkiye’deki sosyolojik olguyu incelemek için çok iyi bir okuma biçimi sunabileceğini düşünmüştür. Bu doğrultuda Osmanlı kültür ve ahlak yapısını incelemek için ampirik veriler toplamış, biyografileri incelemiş, insanlarla mülakatlar yapmıştır. Weberci okuma biçimi Türkiye sosyal bilimlerinde bir etkiye sahip olsa da Weberyen metodu aynen takip eden Ülgener’den sonra bu raddede sadık başka bir sosyal bilimci çıkmamıştır. Özdalga’ya göre Şerif Mardin bu anlamda direk Weberci olmasa da en çok Weberyen etkiyi barındıran çalışmalarda bulunmuştur. 1960 ve 70’lerde Türkiye sosyal bilimlerinde hâkim olan okuma biçimlerine ciddi eleştiriler getiren Mardin için Weber’in yaklaşımı ciddi bir alternatif sunmuştur. Döneme hâkim Marksist ve pozitivist okumalar daha çok siyasi kamplaşmalara dayanmış, bu doğrultuda kalıp okumalar sunmuştur. Bu tipte okumaları reddeden Mardin, Weber’in karşılaştırmalı ve daha bilimsel alternatif yaklaşımının kendisine en büyük ilham kaynağı olduğunu söylemiştir.

Bu bağlamda değerlendirildiğinde Özdalga’ya göre Türkiye sosyal bilimlerinde Weber’e olan bu kayıtsızlığın en büyük nedeni siyasi kutuplaşmaların bilimsel çalışmaya olan etkisidir. Bir siyasi programa angaje okumaların daha popülerlik kazandığı ve ihtiyaca karşılık verdiği bir dönemde Weber’in kapsamlı ve bilimsel bakışı geri planda kalmıştır. Bir başka neden ise bu kutuplaşmaların nispeten azalıp alternatif okumaların sosyal bilimlere girdiği 80’li yıllar ve sonrasında Weber’in yaklaşımının fazla genel ve modernist kalmasıdır. Avrupa’da postmodern okumaların hızlanıp Türkiye’ye girmesi Weber’in okunmasına ket vuran bir başka neden olmuştur.

Özdalga, Weberci sosyoloji ve özel olarak da din sosyolojisi Türkiye’de din, siyaset ve kamusal alan arasındaki ilişkilerin ve kültürle dinin iç içeliği ve karşılıklı etkileşiminin açıklanmasında hâlâ önemli bir okuma imkânı sunduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir