Molla Sadra’da Niyetlilik

Paylaş:

Medeniyet Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği Tezgâhtakiler üst başlıklı toplantılarının Şubat ayı konuğu Sümeyye Parıldar’dı. Parıldar, Exeter Üniversitesi’nde “Intentionality in Mulla Sadra” başlığıyla hazırladığı doktora tezi çerçevesinde bir sunum yaptı.

Tezinde Molla Sadra’nın duyular teorisini merkeze aldığını belirterek sunumuna başlayan Parıldar, “Brentano’nun niyetlilikle ilgili paragrafını XVII. yüzyılda yaşamış bir düşünür olan Molla Sadra’ya nasıl uygulayabilirim” sorusu ile yola çıktığını anlattı. Sadra’da lineer değil fakat dairesel bir bilgi sistemi kurma çabasının bulunduğunu anlatan Parıldar, Sadra’nın duyular teorisi üzerinden bunu gözlemlemenin mümkün olduğundan bahsetti. Ayrıca, Sadra’da “niyetlilik” (intentionality) teorisinin temel karakterinin içsel, özneyi ve öznenin yaratma gücünü merkeze alan, tekçi (monist) bir teori olduğu sonucuna vardığını belirtti.

Niyetlilik teorisinin yeni bir teori olmadığını, aksine Aristoteles’ten günümüze kadar süregeldiğini belirten Parıldar, tezinin ilk bölümünde mercek altına aldığı Brentano’nun niyetlilik paragrafından ve Brentano’nun niyetlilik teorisinden bahsetti. Teoriyi Sadra’ya uygularken iki temel metodolojik problem yaşadığından bahseden Parıldar, çalışma boyunca şu soruların her zaman kendisine eşlik ettiğini ifade etti: “Bu çalışmayı yaparken anakronist olacak mıyım? Tarihsel bir metni kendi zamanından soyutlayıp kendi niyetime göre onu şekillendirirken metinde dönüşüme sebebiyet verir miyim?” Parıldar, Sadra’ya niyetlilik teorisini uygulamanın mümkün olduğunu, ancak bunu yaparken yukarıdaki iki metodolojik problemin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Brentano’nun niyetlilik teorisi ile Sadra’nın düşüncesinin birbiriyle konuşabilen iki düşünce olduğunu belirten Parıldar; tezde önce kavramsal analiz yoluyla niyetliliği tanımlamaya, ardından da Sadra’nın düşüncesini kendi felsefi iç-bütünlüğü içerisinde ele almaya çalıştığını aktardı. Geldiği aşamada Sadra’da niyetlilik görüşüne en yakın olanın duyu merkezli “vücud-i zihnî” tartışması olduğu sonucuna vardığını belirtti.

Sadra’nın niyetlilik görüşünü anlamak için onun tekçi varlık teorisini anlamanın zorunlu olduğunu belirten Parıldar, Sadra’ya göre tek bir hakikatin farklı varlıklarda farklı biçimlerde tezahür ettiğinin altını çizdi. Sadra’nın tekçi yaklaşımı, Parıldar’a göre, teşkîki (kademeli, dereceli) bir görüştür. Ayrıca Sadra’ya göre, insanın nefsi de hem akleden hem de gören bir karaktere sahiptir. Diğer bir deyişle, Sadra’da nazari faaliyette bulunan ile duyusal faaliyette bulunan nefs aynı nefstir.

Son olarak Parıldar, Sadra’nın “bilen”, “bilinen” ve “bilmenin kendisindeki aynılığı” ile ilgili ileri sürdüğü iddialarından söz etti. Buna göre, Sadra’da niyetlilik denildiğinde aslında “ben”in yolculuğundan bahsetmiş oluyoruz. Yani bilen de bilinen de bilmenin kendisi de birdir ve ontolojik olarak kademeli bir yapı ortaya koyarlar. Bu kademeli ontolojik yapı ise sabit değildir; insanın eylemleri ile sürekli bir değişim ve dönüşüm halindedir.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir