Yunanistan Seçimleri ve Avrupa’nın Geleceği

Paylaş:

Küresel Araştırmalar Merkezi’nin Avrupa Konuşmaları toplantı sersinin yedincisinde Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi ve Avrupa Araştırmaları Merkezi’nin başında olan Dimitrios Triantapyllou konuşmacı olarak yer aldı. Triantapyllou, Yunanistan’da Ocak 2015’te yapılan seçimlerin ardından oluşan tabloyu ve Yunanistan’ın bu noktaya nasıl geldiğini anlattı. Syriza’nın seçim zaferinin ardından Avrupa Birliği ile ilişkiler başta olmak üzere dış politikanın ve iç politikanın nasıl bir seyir izleyebileceği üzerine bir perspektif sundu.

Triantapyllou, Yunanistan’ın Avrupa’nın bir kenar devleti olarak diğer Avrupa devletlerinden farklı bir tarihe ve geleneğe sahip olduğundan bahsederek konuşmasına başladı. Yunanistan’ın siyasi geleneğinin diğer Avrupa ülkelerine nispetle Türkiye’ye daha çok benzediğini belirtti. Bu anlamda Türkiye’nin Ortadoğu’da Yunanistan’ın Avrupa’da bir kenar devleti olduğunu söyleyen Triantapyllou, Yunanistan siyasetinin uzun yıllar sağ-sol karşıtlığı, iç savaş ve darbelerin etkisinde kaldığını ifade etti.

Demokratikleşme anlamında tek yerinin Batı olduğunu düşünen Yunanistan, darbe döneminin ardından Avrupa Birliği (AB) hedefi ile hızlı bir demokratikleşme sürecine girdi. Triantapyllou konuşmasında coğrafi büyüklüğü, ekonomik zayıflığı, nüfüsunun azlığı ve diğer Avrupa Birliği ülkelerine olan uzaklığı nedeniyle geri kalmış olan Yunanistan ekonomisinin üyelikten sonra atılım yaptığını belirtti. 1981 yılında 5400 dolar iken 2003’te 20400’e ve 2008’de 23500 Amerikan dolarına kadar çıkan kişibaşına düşen milli gelirin 2008 kriziyle birlikte 8100 dolara düştüğünü belirtirken bunun birçok nedeninin olduğunu ve siyasetin bunun başlıca sorumlusu olduğunu da sözlerine ekledi.

Krizin Yunanistan ekonomisine verdiği zararın temel nedenleri olarak yapısal reformların yapılamayışı, kötü yönetim ve hem Milliyetçi Parti hem de PASOK’un kamu sektörünü bir oy getirme makinesi olarak görmesini vurgulayan Triantapyllou, Yunanistan ekonomisinin özel sektöre açılması gerektiğini ancak bunun siyasilerin tavırları nedeniyle yapılmadığını belirtti. IMF ve Dünya Bankası ise kriz gelmeden önceki dönemde Yunanistan’ı zorladıysa da gerekli reformlar yapılmadı.

İşte bu kriz durumunda bir alternatif olrak ortaya çıkan SYRIZA ise birçok fraksiyonun biraraya geldiği bir şemsiye parti olarak 6 yıl önce yüzde 4 oy almışken 2015’te yapılan son seçimlerde yüzde 38.5 oy alarak iktidara geldi. Bu noktada ilginç bir husus olarak uç sol bir parti olan SYRIZA milliyetçilerle ittifak yaptı. Bu meseleyi solun antiemperyalist damarının sağın milliyetçilik damarıyla uyuşmasıyla açıklayan Triantapyllou, solcuların da bu sayede uzlaşıyı kabul ettiğini belirtti. SYRIZA’nın siyaset tarzını bir “polity” ve “kakafoni” olarak niteleyerek, çok yönlü, birbiriyle zıt ve her kafadan bir sesin çıktığı bir siyaset olarak açıklayan Triantapyllou, adayların seçim sürecinde özellikle Avrupa Birliği konusunda birbiriyle çelişen birçok açıklamada bulunduğunu aktardı.

Hükümetin bu anlamda gerçek hayatta karşılığı olamayacak ve bir kısmı tatmin edemeyecek bir siyaset izlemesinin kaçınılmaz olacağını söyleyen Triantapyllou, ancak hükümetin orta sınıfı yok edilmiş bir Yunanistan için exceptionalism (istisnacılık) söylemi üzerinden siyasetin dinamiklerini yeniden tanımlama imkanının olduğunu belirtti. Bu noktada Rusya ve Türkiye gibi ülkeler ile ilişkilerin gözden geçirileceğini söyledi. Avrupa Birliği ile ilişkilerin her zaman sorunlu olduğunu ifade eden Triantapyllou, Yunanistan’ın Batı’ya ait olduğu kadar kendine de ait olduğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir