Türkiye’de Eleştiri Dergileri ve Kitap Dergiciliği

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi, Kırkambar Sohbet etkinliği kapsamında Kasım ayında Yunus Emre Tozal’ı ağırladı. “Türkiye’de Eleştiri Dergileri ve Kitap Dergiciliği” başlıklı toplantıda Tozal Türkiye’de edebiyat ve dergicilik üzerine bir sunum yaptı. Sunumunu üç alan üzerine inşa ettiğini belirten Tozal, ilk olarak Türkiye’de edebiyat ve eleştirinin 1900’lü yıllardan itibaren geldiği durum, ikinci olarak edebiyat ve eleştiri dergilerinin rolü, son olarak da Arka Kapak ve Ayraç dergilerindeki tecrübeleriyle beraber Türkiye’de kitap dergiciliği ve kitap dergiciliğinin kitap okuruna katkıları üzerine konuşacağını ifade etti.

Türkiye’de eleştiri tarihinin başlangıcının Tanzimat dönemine kadar götürülebileceğini belirten Tozal, bu dönemde yayımlanan dergilerle ve özelde Ahmet Midhat Efendi’nin yayınlarıyla edebiyatın gündemine giren eleştirinin 1950’li yıllarda Orhan Veli (Garip şairleri), Ahmet Tanpınar, Yahya Kemal gibi isimlerin etrafında şekillenen gruplarla, 1970’lerde Cemal Süreya, Turgut Uyar (ve İkinci Yeni şairleri) gibi isimlerle sürdüğüne değindi. Romancıların bir eleştirmen gözüyle okunması gerektiğini düşündüğünü ifade eden Tozal, Tanpınar’ın Yaşadığım Gibi kitabının aslında bir eleştiri kitabı olduğunu söyledi. Mustafa Kutlu’nun Ya Tahammül Ya Sefer kitabını da başlı başına bir eleştiri kitabı olarak ele alan konuşmacı, ilk okuduğunda 2000’li yıllarda yazıldığını tahmin ettiği ancak daha sonra 1983’te yazıldığını öğrendiği kitabın edebiyat dünyasının ve edebiyat eleştirisinin neden gelişemediği sorusuna bir cevap niteliği taşıyabileceğini belirtti.

Türk romanı, hikâyesi ve şiirinin gelişimini ortaya koyduktan sonra,  edebiyatın ve eleştirinin nasıl geliştiğinin çok rahat bir şekilde anlaşılacağını ifade eden Tozal, önce edebiyatı konuşmak gerektiğine değinerek 1965-1980 arasındaki yılların edebiyat eleştirisinin en hızlı geliştiği dönem olduğunu söyledi. Bu durumun çok çeşitli sebepleri bulunabileceğini, o dönemde herkesin iktidar isteği ile kendi düşüncesini yaymaya çalışması gibi olguların bu gelişmeyi etkilediğini belirten Tozal; İkinci Yeni’nin ilk kitaplarının bu dönemde ortaya çıktığını, 1965 yılına geldiğimizde 1980’lerin edebiyat ortamını etkileyen isimlerin birçoğunun ilk önemli kitaplarının yayınlandığını vurguladı.

1965-1980 arasında yayınlanan kitaplarla 2000-2015 yılları arasını karşılaştırdığımızda günümüzde edebiyatın ve eleştirinin içinin ne kadar boşaldığını yahut o zamanki hızın ve canlılığın şu zamanda var olmadığını çok net bir şekilde görebileceğimizi de ekleyen Tozal, edebiyatın ve eleştirinin neden bu kadar gerilediği üzerine bu sebeplerin tartışılabileceğini ifade etti ama bu sebeplerin neler olduğuna değinmedi.

Edebiyat ve kitap dergiciliği noktasında mesela 70’li yıllarda İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu tarafından çıkarılan Halkın Dostları dergisi etrafında şekillenen bir şiir ve eleştiri dalgasının okuru etkileyerek 1980’li yılların atmosferini oluşturduğunu belirtti. Yine o dönemde atılan adımların devamı olarak 1990’lı yıllarda edebiyat ve eleştiri dünyasının iki önemli büyük dergi etrafında şekillendiğine değinen konuşmacı, bu iki derginin, başında Enis Batur’un bulunduğu Gergedan ve Mustafa Kutlu’nun çıkardığı Dergâh dergileri olduğunu aktardı. İsmet Özel’in en önemli şiirleri Dergâh’ın ilk sayfasında yayınlanırken, Gergedan’da da Ece Ayhan gibi İkinci Yeni ve sonrasının şair-yazarlarının toplandığını, bütün bunları yan yana koyunca belli bir izlek edinmenin mümkün olduğunu söyledi.

Konuşmasına kitap dergiciliği ile devam eden Tozal, kitap dergiciliğinin ilk defa 1990’lı yıllarda gündeme geldiğini belirtti. Bu dönemde yayın hayatına giren Kitap Postası, Matbuat, Kitap Haber gibi dergilerin Türkiye’de edebiyat ortamını besleyen yayınlar olduğunu ifade eden konuşmacı, 2009’da Ayraç dergisini çıkarmaya başladığında piyasada sadece Virgül dergisinin mevcut olduğunu da ekledi. Kitap dergiciliği nedir sorusunu, kitaplar arası okumalar yapan, bu okumalarla okuru da besleyen bir yayın formatı olarak açıklayan Tozal, kitap dergiciliğinin en önemli hedeflerinden birinin okurun zihnini bir yere oturtabilmek olduğunu dile getirerek kitap tanıtımının sadece belirli bir seviyede yer alabileceğini söyledi.

Tozal, Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları’nı sadece okura tanıtabilmek değil, metnin aynı zamanda modernizm eleştirisiyle ilişkisini ortaya çıkarabilmenin kitap dergisinin hedefi olduğunu belirtti. Bu bağlamda dinleyicilerden birinin Ayraç dergisinin Gezi Parkı sayısını hatırlatması üzerine bir konuyu incelerken tarafsız kalmanın önemine işaret etti. Herhangi bir dosyanın herkesin katılabildiği bir tarzda incelenememesi hâlinde okurun yanıltılmış olacağını ifade eden Tozal, başka örnekler olarak Ermeni meselesi ve Çanakkale Savaşı ile ilgili sayıları verdi.

Bu tür konularda alternatif yorumlara yer vererek okura objektif bir bakış açısı kazandırmayı hedeflediklerine değinen konuşmacı, bir kitap dergisinin neden bir tarih dergisi ya da aktüel dergi gibi bu konuları dosya konusu edindiği yahut toplumsal bir misyon üstlenerek tartışmalı konuları polemiğe girmeden gündeme getirerek örnek bir duruş sergilemeye çalıştığı yönündeki eleştirileri havada bırakırken Arka Kapak dergisinde tercih ettiği yeniliklerden ve edebiyat ortamındaki kutuplaşmanın edebiyat dergisi çıkartma imkânını zayıflattığından bahsederek konuşmasını tamamladı.  

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir