Belgesel ile Kurmaca Arasında: Devir

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi bünyesindeki Türk Sineması Araştırmaları’nın (TSA) düzenlediği Sinemaya Genç Adımlar projesi hızla yol alıyor. Proje kapsamındaki söyleşi dizilerinden ilki, yönetmen Derviş Zaim’in katılımıyla gerçekleşti. Söyleşiden hemen önce Zaim’in 2012 yapımı Devir filmi yoğun bir katılımla izlendi.

Devir’in çözümlemesinin yapıldığı söyleşide yönetmen, filmin çekim sürecinin yanı sıra içerik olarak işlediği döngüsellikten ve yöre halkıyla kurduğu iletişimden de bahsetti. Burdur’un Hasanpaşa Köyü’nde geleneksel olarak devam eden koyun yıkama yarışması ve bu koyunların sahibi olan çobanların hikâyeleri etrafında gelişen Devir, Derviş Zaim sinemasındaki biçimsel arayışların en riskli örneklerinden biri aynı zamanda. Söyleşi sırasında bu biçimsel farklılığı “belgesel ile kurmaca arasındaki melezlik” olarak nitelendiren Zaim, seyircinin doğrudan bir türlendirme yapamamasından memnun. Zaim’e göre Devir, bir duvara dayandığını düşündüğü Türk sineması açısından ise yeni bir soluk.

Devir’de belgesel ile kurmacanın iç içe geçmişliğine değinen Zaim, döngüselliğin en belirgin olduğu filminin de yine bu olduğunu belirtti. Zaim döngüsellik konusunda gelen sorulara bu döngüselliğin aslında Devir’de somut olarak rahat bir şekilde gözlemlenebildiği cevabını verdi. Bunu mevsim döngüselliklerinin yanı sıra köylülerin yaşama pratikleri ve onların filmde izlediğimiz geleneksel hayatlarından da anlamak mümkün. Filmde köy ortamı bağlamında etnik gelenekselliği ince ince işlemiş Zaim. Kırsallığı ve yöre halkını bir öz olarak izleyebildiğimiz, varoluş nüanslarını çoban hayatları üzerinden gözlemlediğimiz Devir, aslında beraberinde birçok sosyolojik çıkarıma da imkân sağlıyor. Söyleşi sırasında köy, yöre halkı ve beraberindeki döngüselliğe değinen, buradaki gelenekselliği sosyal tabaka varoluşlarıyla değerlendirdiğini belirten bir dinleyiciye Zaim şöyle cevap veriyor: “Köy ve yöre halkını gayet soft bir şekilde ele aldım. Bahsettiğiniz sosyal tabakalaşma veya sosyolojik çıkarımları açıklarken Marx veya diğer düşünürlerden bahsetmeye gerek yok. Yaşananlar bir durum. Orada yaşayan insanlar geleneklerine bağlı bir yöre halkı ve ben de onları çektim.”

Köyde devam eden gelenekselliği ve yöre halkının varoluş kaygılarını yansıtmış olmayı bir “durum öyküsü” olarak da nitelendirilebileceğini belirten Derviş Zaim, bu yansıtmayı gerçekleştirirken yöre halkıyla iyi diyaloglar kurduğunu, kimseyi kırmadığını ve gerek yöre halkını gerekse oradaki döngüselliği, olduğundan farklı veya yanlış lanse etmediğini sözlerine ekliyor. Bu noktada Devir’in içinde bulunduğu festivallere çoban oyuncularıyla katıldığı bilgisini de atlamamak gerekiyor.

Söyleşinin sonuna yaklaşırken Devir’in çekim süreci üzerine de konuşuldu. Filmin çekimleri geniş bir zamana yayılmış, dolayısıyla kurgu aşamasında montaj hilelerine ihtiyaç duyulmamış. Yöre halkının varoluş nüansları ve hayatlarına işleyen gelenekselliği uzunca bir süre gözlemleme şansı bulan Derviş Zaim, bu durumu sadece somut olarak ifade etmemiş, yaşamın getirdiği duygusal kaygıları da referans almış. Derviş Zaim filmografisinde önemli bir yere sahip olan Devir, sorunsallarını yüksek sesle ifade eden bir örnek olarak arşivimizdeki yerini alıyor.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir