Gabriel de Luetz, Aramon Baronu ve Senyörü, Osmanlı Topraklarında (1546-1553): Elçiliği ve Ma‘iyyetinin Mâhiyeti

Paylaş:

Tarih Okumaları Seyahatnameler serisinin Mayıs ayı konuğu İstanbul Medeniyet Ünivesitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Güneş Işıksel’di. XVI. yüzyıl Osmanlı dış politikası, diplomasi tarihi ve kapitülasyonlar üzerine çalışmaları bulunan Işıksel, literatürde daha çok Monsieur d’Aramon olarak bilinen Gabriel de Luetz’in Osmanlı elçiliği hakkında ve onunla birlikte gelen bilim insanları ve entelektüellerin eserleri üzerine konuştu.

Işıksel konuşmasına d’Aramon’un Osmanlı topraklarına gelmesinin sebeplerine ve bu seyahatin misyonuna değinerek başladı. Daha sonra ise yolculuk güzergâhından ve d’Aramon’a eşlik edenlerden bahsetti. 5 Ocak 1547’de d’Aramon, yanında Jean Chesnau ve Pierre Belon ile Paris’ten ayrılır, sonrasında Belon Dubrovnik’te gruptan ayrılır ve kendisi başka bir yol takip eder. 1548’deki Osmanlı Tebriz seferine katılan d’Aramon’un yanında Chesneau ve Jacques Gassot bulunmaktadır. Halep’te Pierre Gylles ile karşılaşacak olan grup bundan sonra yolculuğa beraber devam edeceklerdi. 1551 yılında Ege yolculuğuna çıkan d’Aramon’a bu sefer Chesneau, Gassot, Gylles, Guillaume Postel ve Andre Thevet eşlik edecek, fakat her birisi farklı zamanlarda döneceklerdi. d’Aramon’un sürekli yanında bulunan Jean Chesneau daha sonra Le Voyage de Monsieur d’Aramon (D’Aramon Seyahatnamesi, çev. Işıl Erverdi, İstanbul: Dergah, 2014) başlığı ile bilinen bir seyahatname kaleme almıştır.

Güneş Işıksel konuşmasına d’Aramon’un maiyetinde bulunan önemli bilimadamları ve entelektüellerin hangi niyetlerle Osmanlı topraklarına geldiği ve ne tür eserler kaleme aldıklarından bahsetti. Işıksel’e göre bunların arasındaki en ilginç kişi Guillaume Postel’di. College Saint-Barbe’da ilahiyat tahsili alıp Arapça, İbranca ve Portekizce öğrenen Postel 1535-36 yıllarında Fransız elçisi Jean de la Forêt’ye eşlik ederek Osmanlı topraklarına ilk seyahatini gerçekleştirir. Daha sonra College du Roi’da İbranaca ve Arapça okutmanlığı yapar ve 1548-52 yılları arasında Venedik, Almanya ve doğuya çeşitli seyahatler yapar. Gallikan Rönesans dünyasının önemli bir şahsiyeti olarak karşımıza çıkan Postel, Kabbala ve kehanet düşüncesi ile ilgilenmiş, Işıksel’in tarifine göre, kozmopolit bir alimdi. Türkler üzerine yazdığı üç kitapta (bunlar Des histoires orientales, ed. Jacques Rollet, İstanbul: ISIS, 1999 kitabında bir araya getirildi) Osmanlı siyasi ve hükümet yapısı, Müslüman halkların kökenleri, hukukları, adetleri ve Osmanlıların mali yapısı ve gücü konularından bahsetmektedir. 

Mütevazı bir aileden gelen Pierre Belon du Mans, Wittenberg’de botanik eğitimi alır (1540-41). Almanya, İsviçre ve İtalya’ya seyahatlerden sonra Osmanlı topraklarına gelir (1546-49). Gördüğü ilginç hayvanlar, objeler ve şahit olduğu olayları iki cilt halinde kaleme alan Belon, özellikle eski ilahi botanik ile zooloji arasında doğan Rönesans entelektüel dünyasına has bir evren tasavvurunu yansıtmaktadır. Belon gibi mütevazı bir soya sahip Andre Thevet kartografi eğitimi almış, 1546-51 yılları arasında Pierre Gylles ile doğuya bir seyahat yapmış, 1555’te Amerika’ya gitmiş, 1560’ta da Fransız krallarının resmi kozmografya görevlisi olmuştur. Birçok eser yazan Thevet özellikle Cosmographie du Levant (Lyon, 1554) eseriyle Osmanlı dünyasına ışık tutmaktadır. Bir asker ve Coğrafya uzmanı olan Nicolas de Nicolay ise 1551’de d’Aramon’a eşlik edip Cezayir, Malta ve Osmanlı kuşatması altındaki Trablus üzerinden Osmanlı topraklarına geldi. En önemli eseri olan Quatre premiers livres de navigations et pérégrinations en la Turquie (Muhteşem Süleyman’ın İmparatorluğunda, çev. Şirin Tekeli ve Menekşe Tokyay, İstanbul: Kitap Yayınları, 2014) eserinde Osmanlı adetleri, gündelik yaşam hakkında önemli gözlemler ve tasvirler yer almaktadır. d’Aramon’un sözü edilen en son refiki tercüman, cerrah ve kartograf olan Pierre Gylles 1548-52 yılları arasında doğuya gelmiş ve De Bosphoro Thracio &  La Topographia Constantinopoleos (İstanbul›un Tarihi Eserleriçev. Erendüz Özbayoğlu, İstanbul: Eren, 1997) eserinde İstanbul’da Bizans ve Osmanlı döneminde yapılmış mimari eserlerle İstanbul’un topografyası üzerine bilgiler vermektedir.

d’Aramon’un maiyetinde gelen bilimadamlarının doğu tecessüslerinin ve ilginç buldukları şeyleri kaydetmelerinin Rönesans entelektüel dünyasında ortaya çıkan bir olgu olduğunu belirten Güneş Işıksel, 1550’lerde Habsburg elçisi sıfatıyla Osmanlı topraklarına gelen Ogier Ghiselin de Busbecq’in de benzer şekilde bilimadamları ve entelektüellerden oluşan bir maiyet ile geldiğini söyledi. Ayrıca bu durumun önceki ve sonraki dönemlerde pek rastlayamayacağımız bir entelektüel zenginlik olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir