Alfabe ve Dil Devrimi’nin Şiirde ve Çeviride İlk Etkileri: Kelimeler, Aktörler

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi, Eylül ayında Kırkambar Tez-Makale Sunumu etkinliği kapsamında Havva Hale Sert’i misafir etti. Sert’in sunumu “Dil Devrimi’nin Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Şiir ve Çeviri Bağlamında Türk Edebiyatına Etkisi (1932-1950)” isimli doktora tezi üzerineydi.  Tezinin genel çerçevesinden bahsederek sunumuna başlayan Sert, çalışmasında esas olarak dil devriminin erken Cumhuriyet döneminde, 1932 ve 1950 yılları arasında, edebiyat alanında oluşturduğu yansımaları ele aldığını söyledi. Belli kelimeler ve devrimde etkin rol oynayan aktörler üzerinden çalışmasını şekillendiren Sert’in temel sorularından biri şöyle: “Alfabe devrimi aynı zamanda bir edebiyat devrimi midir?” Devrim ideolojisini oluşturan aydınları İtalyan komünist düşünür Antonio Gramsci’nin “organik aydın” tanımıyla bağdaştırarak ele aldığını belirten Sert, bu dönemdeki aktörlerin organik aydın kavramına bire bir uymasa da çoğu açıdan tanıma dahil olacak özelliklere sahip olduğunu söyledi. 

Sert, çalışmasının ilk bölümünde dil devriminden sonraki süreci kronolojik olarak ele aldığını belirterek devrimin etkilerinin kamuoyunda ne tür bir gelişim sürecinden geçtiğini açıkladı. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin 1932 yılında kuruluşu ile devamında Birinci Türk Dili Kurultayının toplanıp rapor yayımlamasından sonraki süreçte çıkan gazeteleri inceleyen Sert,  1940’lı yıllarda tercüme bürosunun yayımladığı tercüme dergileri ile bu dergilerdeki çevirilerde kullanılan kelimelerin kökenleriyle ilgili tartışmaların kendisine önemli kaynak sağladığını söyledi. Ayrıca 1950’li yıllarda şair ve yazarların devrim ideolojisini özümseyerek bilinçli bir şekilde Öztürkçe kullanmaya başladığını dile getirdi.

Tezinin ikinci bölümünde Birinci ve İkinci Türk Dili Kurultayının raporlarını incelediğini belirten Sert, bu kurultayların gündemini oluşturan konunun özünü şöyle açıkladı: “Osmanlıca kelimeler anlaşılmazdır, bu sebeple yeni bir dil oluşturulması gereklidir ve bu dilin özü Göktürk Abideleri, Dîvânu Lugâti’t-TürkDede Korkut Kitabı gibi Türkçe kelimelerin ağırlıkta kullanıldığı kaynaklardaki kelimelere dayanacaktır.” Havva Hale Sert bu ideolojiye yönelik Falih Rıfkı Atay, Hasan Ali Yücel gibi aydınlarımızın lehte bildiriler sunarken Hüseyin Cahit Yalçın’ın aleyhte bir görüşe sahip olduğunu ifade etti. Hüseyin Cahit Yalçın’ın dilin kendi seyri içinde sadeleşeceğini düşündüğünü ve Fuat Köprülü’nün ise karşı bir bildiriyle Yalçın’ı kaderci olmakla suçladığını anlattı. Dil devriminin edebiyat dünyasını da doğrudan etkilediğini düşünen Sert, edebiyat için araç olan dilin amaca dönüştüğünü söyledi ve 1980’li yıllara kadar edebi eleştirinin içerikten çok edebi dili esas aldığını, eserlere verilen ödüllerde de kullanılan dilin ölçü olarak kullanıldığını ekledi.

Tez çalışmasının üçüncü bölümünde süreli yayınları inceleyen Sert, yazar ve şairlerin dil devriminin ideolojisini pratiğe döktüklerini, Öztürkçe kelimelerle yetkin şiirler yazdıklarını belirtti. Sert, sunumunda o dönem gazete ve dergilerinde bulduğu şiir örneklerinden birkaçını inceledi. Şiirlerin bu ideolojiye mensup şair, yazar, milletvekili, öğretmenlerce oluşturulduğunu ve yeni dilin ilmek ilmek işlendiğini söyleyen Sert, Varlık dergisini örnek verir. Yaşar Nabi Nayır’ın sahibi olduğu Varlık dergisinde yayımladığı başyazılarda edebi eserlerin kelimelerine müdahale edemeyeceğini ve bu yüzden yazar ve şairlerin eserlerini oluştururken kullandıkları kelimeleri daha özenli seçmelerini tavsiye eder. Bunun doğru bir yaklaşım olduğunu belirten Sert, yaptığı araştırmalarda Nayır’ın da bu sözleriyle çelişen bazı tutumlar sergilediğini ifade ederek kelimeleri değiştirilmiş şiir örneklerini gösterdi.

Tezinin son bölümünde şiir eksenine dönen Sert, şiirde kelime babında yitirilen yan anlamları ele aldı. Bu bölümün temel argümanı yüzyıllardır kullanılan Osmanlıca kelimelerin dilden çıkarılmasının şiir evrenini, anlamlarını ve duygu değerlerini daraltmış olması fikridir. Her bir kelimenin kullanıldıkça gelişen duygu değeri vardır. “Derya” ile “deniz” kelimelerinin duygu değeri bire bir aynı değildir. Şiirlerindeki kelimeleri geriye dönük olarak değiştiren şairleri ele alan Sert, bu isimler arasında Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ahmet Muhip Dıranas ve Oktay Rıfat’ı söyledi. Şiirlerin ilk basımı ile daha sonraki basımlarında aralarında karşılaştırma yaparak değiştirilen kelimelerin anlam ve duygu değeri bakımından ne gibi niteliklere sahip olduğunu inceledi. Sert, sonuç olarak bu ideolojinin ilk etkilerinin giderek azaldığını, ilk dönemlerdeki uygulamalarla oluşan bir nevi taşkından sonra elde kalan kelimelerin kullanıldığını, ancak yankılarının edebiyat dünyasının istikametine azımsanmayacak şekilde yön verdiğini belirtti.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir