Dostoyevski’nin Eserlerinde Kötülük Problemi

Paylaş:

Demirci’ye göre Dostoyevski, bütün düğümleri Tanrı’nın sevgisiyle çözeceğine inanıyordu. Dostoyevski için kötülüğün altında yatan sebep, insanların İnayet’ten uzaklaşmalarıydı ve ne zaman ki insanlar İnayet’e tekrar inanır ve yaklaşırlarsa birbirlerini sevecekler, birbirleriyle olan iletişimlerinde dünyadaki iyiliği görebileceklerdir.

Bilim ve Sanat Vakfı Sanat Araştırmaları Merkezi’nin 28 Eylül 2019 Cumartesi günü Kırkambar Tez-Makale Sunumu etkinliği kapsamında Neslihan Demirci’yi dinledik. Demirci, “F. M. Dostoyevski’nin Eserlerinde Kötülük Problemi” başlıklı yüksek lisans tezini sundu. Sunumuna çalışmasını din felsefesi alanında yaptığını belirterek başlayan Demirci, tezinde Dostoyevski’nin eserlerini edebi açıdan değil, “kötülük problemi” bağlamında felsefi açıdan incelediğini dile getirdi.

Çalışma, temelde üç romana odaklanıyor: Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza ve Karamazov Kardeşler. Tezde Dostoyevski’nin kötülük problemine ve buradan hareketle özgürlük meselesine dair yaklaşımının ortaya koyulması amaçlanıyor. Demirci, bilhassa Karamazov Kardeşler’in bu çalışmaya yoğun olarak malzeme sunduğunun altını çizdi. Çalışmanın ana kaynaklarını Dostoyevski’nin romanları oluştursa da kurgusal olmayan metinlerinden günlüklerinin, mektuplarının, Puşkin Konuşması’nın, Ölüler Evinden Anılar’ın da çalışmaya katkı sunduğunu belirtti.

Dostoyevski’nin Türkiye’de romancı etiketiyle öne çıkmasına dikkat çeken Demirci, Dostoyevski’nin literatürde düşünür sıfatıyla pek yer almadığını söyledi. Romanları felsefe araştırmalarına zemin teşkil etse de Dostoyevski’ye felsefeci de denilemeyeceğinin altını çizdi. Bunun sebebini Dostoyevski’nin felsefi bir sistem kurmamasına ve felsefi düşüncelerinin yer aldığı müstakil bir eserinin bulunmamasına bağladı.

Dostoyevski’nin eserleriyle beraber zihni arka planını takip etmenin mümkün olduğu bazı çalışmaların tezine katkı sunduğunu belirten Demirci, bunları Dostoyevski okurlarına kısaca tanıttı. Joseph Frank’ın Dostoyevski: Çağının Bir Yazarı adlı çalışmasının bunlardan biri olduğunu söyledi. Dostoyevski’nin fikirlerini yakından tanımak için ilk başvuru kaynağının Berdyaev’in çalışmaları olduğunu belirten Demirci, Berdyaev’in Dostoyevski’yi bir düşünür ve felsefeci olarak gördüğü için fikirlerini anlamayı kolaylaştırdığını söyledi.

Neslihan Demirci’nin çalışması dört bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Dostoyevski’nin dinî ve felsefî düşüncesini anlayabilmek için kaynaklarına ve biyografik bilgilerine yer veriliyor, ikinci bölümde Hristiyanlık’taki ilk günah meselesi ve kötülük kavramına bir giriş yapılıyor. Çalışmasında Dostoyevski’ye göre bilhassa kötülüğün kaynağını inceleyen Demirci, bunun anlaşılabilmesi için Dostoyevski’nin Tanrı’ya ve ilk günaha nasıl baktığının bilinmesi gerektiğini vurguladı ve ekledi: “Dostoyevski’yi iki kelimeyle tanımlamak gerekse Rus ve Ortodoks diyebiliriz.” Demirci, bütün bunlardan yola çıkarak Dostoyevski’nin anlaşılması için dönemin şartlarının göz önünde bulundurulması gerekliliğine de dikkat çekti. Üçüncü bölümün ise özgürlük meselesine ayrıldığını, hatta tezde özgürlüğün kötülükten daha fazla geçtiğini belirtti. Demirci’ye göre, kötülük problemi, tanımı gereği özgürlük meselesini içeren bir felsefi problem olması yönüyle bu iki kavramın (kötülük ve özgürlük) birbirinden ayrılamayışı bu bölümü temellendirmekte. Demirci, tezin merkezi bölümünün bu bölüm olduğunun altını çizdi. Tezin son bölümünde ise Hristiyan teolojisi çerçevesinde Tanrı’nın bir insan vücudunda tecelli etmesi, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinin insanlığın günahlarına kefaret olarak görülmesi, Hz. İsa’nın kurban edilmesi, insanlığın trajedisi ve teodise gibi durumlara Dostoyevski’nin nasıl yaklaştığını ortaya koymaya çalıştığını anlattı.

Demirci, tezde konu olan kötülüğün metafizik bir kötülük değil, ahlâki kötülük olduğunu vurguladı. Bu noktada teodise kavramının altını çizdi ve filozofların bu kavrama bakışına değindi. Kant’ın özetle Tanrı’nın savunulmaya ihtiyacı olmadığını kanıtladığı bir makalesinden sonra teodise girişimleri bırakılsa da bazı modern felsefecilerin bugün teodiseye farklı bakış açıları geliştirdiklerini aktardı. Demirci, kötülük problemi söz konusu olduğu zaman teodise açısından buna verilen bir cevap olarak Dostoyevski’nin görüşüne başvurulması gerektiğini, bu yüzden de tezin bir bölümünün buna ayrıldığını belirtti.

Demirci, Dostoyevski’nin Hristiyan teolojik geleneğine şerh düşerek sahiplendiği din anlayışının onun felsefî düşüncesinin zeminini oluşturduğunu vurguladı. Demirci’ye göre, Dostoyevski’nin hayatının dönüm noktası denilebilecek ağır tecrübeler yaşaması da onun düşünce dünyasını şekillendirmişti.

Karamazov Kardeşler’de en can alıcı noktalardan birinin İvan’ın isyanı olduğunu belirten Demirci, çarpıcı diyaloglardan örnekler verdi: “Tanrı, iyilik Tanrısı ise çocukların acı çekmesine niçin izin veriyor?” Bu noktada Demirci, Dostoyevski biyografilerine bakıldığında çocukluk döneminde onun İncil’de yer alan “Eyüp Kitabı”ndan çok etkilendiğini anlattı. Onu bu kadar etkileyen şeyin, Eyüp Peygamber’in bütün çektiği çilelere rağmen Tanrı’nın yarattığı dünyanın iyi olduğuna inanmaya devam etmesi olduğuna dikkat çeken Demirci, Dostoyevski’nin inanca, ahlâka, felsefi düşüncesi açısından da bütün meselelere bakışının kitaptaki bu vurguyla paralellik arz ettiğinin altını çizdi.

Sunumunu Dostoyevski’nin eserlerinden örneklerle zenginleştiren Demirci, nihai olarak Dostoyevski’nin kötülük felsefesi çerçevesinde geleneksel kabulleri reddettiğini, onlara özgün yorumlar getirdiğini belirtti. Demirci’ye göre Dostoyevski, bütün düğümleri Tanrı’nın sevgisiyle çözeceğine inanıyordu. Dostoyevski için kötülüğün altında yatan sebep, insanların İnayet’ten uzaklaşmalarıydı ve ne zaman ki insanlar İnayet’e tekrar inanır ve yaklaşırlarsa birbirlerini sevecekler, birbirleriyle olan iletişimlerinde dünyadaki iyiliği görebileceklerdir. Yani Hz. İsa’nın getirdiği sevgi yasası sayesinde insanlar kurtuluşa ereceklerdir.

Sunum için ayrılan kısıtlı vakit, tezdeki detaylara girmeye elvermediği için konunun tadını damakta bıraktı. İlgililerin bizzat teze başvurmasının istifadeli olacağı kanaatindeyiz.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir