Yükselen Çin ve Ortadoğu: Çin’in İran, İsrail ve Türkiye’ye Yönelik Dış Politikası

Paylaş:

Ekim Ayı Tezat programı konuğu Boğaziçi Üniversitesinde “Yükselen Çin ve Ortadoğu: Çin’in İran, İsrail ve Türkiye’ye Yönelik Dış Politikası” başlığıyla doktora tezini tamamlayan Kadir Temiz oldu. Diplomasi tarihi ile uluslararası ilişkiler perspektifini bir araya getiren tez 2001-2011 arası Çin dış politikasında Ortadoğu meselesini incelemektedir. Daha da özelde yükselen bir güç olarak Çin’in, söz konusu yükselişiyle ilişkili olarak Ortadoğu’da geliştirdiği ilişkiler analiz edilmektedir. Literatürde Çin’in Ortadoğu ilişkileri çoğunlukla enerji ve ekonomi kısmen de savunma sanayi ve yumuşak güç politikaları bağlamında ele alınmaktadır.

Temiz ise incelediği vakalar sonucu literatürdeki genel yaklaşımın, yani Çin’in Ortadoğu’yla kurduğu ilişkinin temelde ekonomi ve enerji alanıyla ilişkili olduğu görüşünün doğru olduğu sonucuna varmaktadır. Fakat özellikle Türkiye-Çin ilişkileri bağlamında akla gelebilecek ve ekonomi ve enerji alanlarının dışında bir konu olan Doğu Türkistan meselesine ise tezde yer vermemiştir. Temiz bu tercihini, tezin bir dış politika analizi olduğundan ve Çin’in ise söz konusu meseleyi bir iç politika olarak görmesiyle açıkladı. Dolayısıyla tez İran’ın nükleer faaliyetleri, İsrail-Filistin çatışması ve Türkiye’nin Kıbrıs sorunu gibi uluslararası organizasyonlarca çözüm aranan uluslararası krizlere odaklanmaktadır. Dönemlendirme hususunda ise Amerika’nın Irak müdahalesiyle enerji krizinin yaşandığı, İran’ın nükleer faaliyetlerinin açığa çıkarıldığı ve bunlara tepki olarak Çin’in Ortadoğu’yla kurduğu ekonomik ve diplomatik ilişkilerdeki artışın başlangıcı olan 2001 yılı ile Arap Baharının başladığı 2011 yılı arasındaki dilimi konu etmektedir.

Bununla birlikte, “Çin’in Yükselişi” anlatısına paralel olarak literatürün de oldukça yeni olması ve kaynak çeşitliliğin sınırlı olması, Temiz’in tez sürecinde karşılaştığı en temel sorunlardır. Bu bakımdan tezin incelediği zaman dilimi, Çin’in Ortadoğu ilişkisinde yapılacak bir dönemlendirme için en önemli katkılardan biri olarak ifade edilmektedir. Öte yandan, Çin’in Ortadoğu politikasını açıklama konusunda kullanılabilecek kavramlar söz konusu olduğunda “agresif pragmatizm” kavramı uygun düşmemekte, zira Çin askeri alanda önemli hamlelerde bulunmamaktadır. Türkiye, İran ve İsrail’in Çin’le kurdukları ilişkinin içeriğine bakıldığında ise, Türkiye ve İran için ekonomik anlamda Çin’in lehine bir ticari ilişki söz konusuyken, İsrail’in Çin’e yüksek teknolojik ürünler ihraç etmesinden ötürü ithal-ihraç dengesi İsrail lehinedir.

Tezin teorik tartışmasına ayrılan bölümünde Çin’in yükselişi konusu realist ve liberal teorinin yaklaşımları bağlamında tartışılmaktadır. Sonraki bölümde Çin’in Ortadoğu politikaları ele alınmakta ve diğer bölümlerde Türkiye, İran ve İsrail üzerinden bu politikalar incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise tezin sahip olduğu dört temel argüman ortaya konulmaktadır. Bunlardan ilki, Çin’in yükselen bir güç olduğu ve Ortadoğu politikalarının bu tezi doğruladığıdır. Fakat Ortadoğu’daki bu yükseliş daha çok ekonomi ve diplomasi temelinde gerçekleşmektedir. İkinci olarak, Çin’in yükselişi Ortadoğu’daki mevcut kurumlarda değiştirici bir etkide bulunmamaktadır. Üçüncü olarak, her ne kadar statükoyu değiştirecek bir etkide bulunmasa da kendi çıkarları söz konusu olduğunda Çin uluslararası platformlarda değişen oranlarda muhalefette bulunmaktadır. Çin Ortadoğu’da kurduğu ilişkileri kendi iç siyasi durumuna ve yakın bölgesindeki politikalara uygun bir şekilde kurmaya çalışmaktadır. Sonuç olarak Temiz’in tezi Çin’in Ortadoğu ilişkilerini anlamamıza önemli bir katkıda bulunmakta ve gelecek çalışmalar için bir başvuru kaynağı oluşturmaktadır.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir