Cennetin Çocukları

Paylaş:

Cennetin Çocukları bir çift eski ayakkabının kaybolmasıyla iki kardeşin içine düştükleri sıkıntıyı konu edinir. Bu duruma bulunan çözüm üzerinden zorluklar karşısında ayakta durma çabaları gösterilir. Toplumdaki sınıf ayrımını, derin maddî uçurumu, iletişimsizliği, yabancılaşmayı ve tüm bu çözülmeye rağmen, değerlerine, inançlarına sarılan insanların hayata tutunuşlarını kaybolan bir çift eski ayakkabı üzerinden başarıyla anlatır. Ali, kardeşi Zehra’nın tamirciden aldığı ayakkabılarını manavda kaybeder. Yeni bir ayakkabı alacak durumu olmayan babasını sıkıntıya sokmamak için Zehra’dan bunu gizlemesini ister ve okula giderken kendi ayakkabılarını vereceğini söyler. İki kardeş farklı zamanlarda okula gittiklerinden ayakkabıyı değiş tokuş ederler. Bu durum onlar için oldukça zordur, ayakkabıyı birbirlerine yetiştirebilmek için her gün kan ter içinde koşarlar. Ali okula zamanında yetişemediği için müdür yardımcısından azar işitir. Zehra ise yaşıtları güzel ayakkabılar giyerken büyük, kirli ve yırtık bir ayakkabı giymenin üzüntüsünü yaşar; abisini şikâyet etmek, babasını güç duruma sokmaktan ve huzursuzluk çıkarmaktan başka bir işe yaramayacağı için susar. Bu duruma sebep olduğu için vicdan azabı çeken Ali, okullararası düzenlenen koşu yarışmasından ödül olarak üçüncüye ayakkabı verileceğini öğrenir ve kardeşi Zehra için yarışmaya kayıt yaptırır. Filmin ilerleyen sahnelerinde bahçıvanlık için bisikletleri ile şehre inen Ali ve babasının, arabalar, büyük binalar ve reklâm panoları arasında kalan küçücük bedenleri, yoksul insanların modern dünyada ruhen ve bedenen yok olmaya mahkûm olduklarını -olacaklarını- dikte etmeye çalışan zihniyete karşı bir tavır alıştır adeta. Devasa yapılar arasında “küçülen bedenlerin”, her şeye rağmen ellerindekiyle yetinen, gelecek için ümit besleyen insanların hikâyesi anlatılır. Her bir kare yeni bir soruya kapı aralar: Babasının bahçıvanlık yaptığı evde, Ali’nin uyuyakalan varlıklı oyun arkadaşı mı gerçek uykudadır, yoksa asıl uyuyan, kendi yaşantısından bir günlüğüne de olsa sıyrılarak sıkıntısız, kaygısız oyuna dalıp giden Ali midir? Cevap fazla gecikmez: Eve dönüş yolunda freni tutmayan bisikletin ağaca çarpmasıyla baba ve oğul bu uykudan sıyrılıp hayatlarının gerçekliğine geri dönerler. İran toplumunun karakteristik yapısı, komşuluk ilişkileri, teslimiyet, fedakârlık kavramlarının sıkça işlendiği filmde, yaşamın, rahmetin ve bereketin simgesi olan su, birçok karede bu manayı perçinler. Zehra ve Ali’nin, iç dünyalarında barındırdıkları bağlılık ve teslimiyet ile henüz çocuk yaşta olmalarına rağmen maddiyatın büyüsüne, dış dünyanın çarkına, hayatın sindirici acımasızlığına karşı korundukları görülür. Ali’nin ayakkabıyı kaybettiğinden beri okula geç kalmamak için ıslak, dar sokaklarda verdiği koşu, zamanla yarışa giren insanoğlunun yaşam mücadelesi ve hedefine ulaşmak yolundaki ön hazırlık aşamasıdır handiyse. Cennetin Çocukları, modern dünyanın hayatları parçalayıp yutan, insanîlikten ayıran ve çözülmeye neden olan zihniyetine karşı ayakta durmayı başarabilen “karşı zihniyetin” her türlü zorluğa rağmen varoluşunu anlatır. Bu eleştirel yapıt, sinema noktasında İran filmlerinin dünyaya örnek teşkil eden başarılı yapımlarındandır.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir