Kıbrıs Sorununun Ortaya Çıkışı: 1945-1954

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Küresel Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği Tezat toplantılarının Şubat ayı konuğu Barış Görgüç’tü. Barış Görgüç’ün Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde 2006 yılında tamamladığı “Kıbrıs Sorununun Ortaya Çıkışı” adlı yüksek lisans tezi Kıbrıs sorununun başlangıcı olarak kabul edilebilecek bir tarihe odaklanarak, alanı itibari ile özgün bir üslupla dile getirildi.Görgüç’ün ifade ettiği üzere, tezin en belirgin özelliği dokuz yıllık gazete arşivlerine ulaşılmış olmasıdır. Daha önce Kıbrıs ile ilgili yapılan araştırmaların birçoğunda yabancı kaynakların kısıtlı olarak kullanıldığını dile getiren Görgüç kendi çalışmasının aynı zamanda bu açığı da kapatmaya çalıştığını dile getirdi. Örneğin, özellikle 1945-1954 yılları arasındaki gelişmelerin incelenmesinde yabancı kaynaklara fazla başvurulmamıştır. Tezin temel iddialarının oluştuğu 1945-54 arasındaki dönemin başlangıç ve bitişi hakkında açıklamalar yapan Görgüç, 1954 tarihini Kıbrıs sorununun uluslararası gündeme taşınma tarihi olarak önemli görmektedir.Kıbrıs sorununu Osmanlı Devleti’ni bir kenara koyarak ele alamayacağımızı vurgulayan Görgüç tarihi süreklilik bağlamında 19. yüzyıldan özellikle 1945’e kadar geçen süreci sorunun ilk tartışmalarının ortaya çıkış süreci olarak tanımlamaktadır. 1833, 1841 ve 1845 tarihlerinde adanın egemenliği için Osmanlı’nın teklif edilmesini ve 1878 yılında İngiltere ile kiralama anlaşmasının yapılmasını, adanın yeni statüsünün tartışılmaya başlandığı ilk yıllar olarak alabiliriz, diyen Görgüç, adanın İngiltere’ye devrini de tamamlanmış veya bitmiş bir süreç olarak düşünmemektedir. Nitekim kiralama anlaşmasının bir bölümünde adanın Osmanlı Devleti’ne iadesi vardır.İki savaş arası dönemi büyük güçlerin iç hesaplaşmaları ve kurulamayan uluslararası denge süreci olarak tanımlarsak, Görgüç’ün önemle üzerinde durduğu İkinci Dünya Savaşı sonrası adanın statüsü ile ilgili tartışmaları daha iyi anlayabiliriz. Bu hesaplaşma veya denge arayışları döneminde Kıbrıs sorunu Lozan’a atıfla çözülmeye çalışılmış ve Lozan ile birlikte Kıbrıs’taki birtakım haklardan feragat edilmiş, 16. madde ile birlikte de adanın bundan sonraki statüsünü taraflar arasındaki müzakerelerin belirleyeceği belirtilmiştir. Bu açıklamadan sonra, ancak 1945’ten sonra birtakım gelişmelerle birlikte Kıbrıs hakkında Yunanistan’ın da içinde bulunduğu çok taraflı tartışmalar başlamıştır. Yunanistan’ın 1951 tarihine kadar ada ile ilgili bir talebi olmadığını dile getiren Görgüç bu tarihle birlikte adanın statüsü tartışmalarının da muhteva bakımından değiştiğini dile getirmiştir.Bu dönemin aynı zamanda Türkiye’de çok partili hayata geçiş dönemi olarak nitelendirilmesine de değinen Görgüç’e göre, Türkiye için Kıbrıs artık hem bir iç politika malzemesi hem de ulusal güvenlik sorunu olarak algılanmaya başlanmıştır. Aynı zamanda bazı kavramsal sorunların hâlâ giderilemediğini savunan Görgüç, “Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlılar ayrı ele alınıyor, aslında ayrı olup olmadıkları da tartışmalı bir konudur” ifadesi ile bu yanlışlıklara bir örnekle açıklama getirmiştir.Genel hatları ile tezin muhtevasına yönelik açıklamalardan sonra soru-cevap bölümünde konu daha derinlemesine tartışılmıştır. Dinleyicilerden gelen ve tarihî olarak tezin dışında da olsa 6-7 Eylül olayları ile ilgili bir soru üzerine Görgüç, Kıbrıs ile ilgili tartışmaların birçok boyutu olabileceğini vurgulayarak, 6-7 Eylül olaylarının Türkiye’de milliyetçi bir söylemin gelişmesinin sosyolojik ve siyasî yönleri ile dış politika anlamında etkilerinin ayrıca tartışılabileceğini belirtti.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir