Sosyal Mekânda Farklılaşma: Denizli’de Kırsal / Kentsel Dönüşüm

Paylaş:

TAM Tez-Makale sunumlarının Haziran ayındaki ilk konuğu, “Sosyal Mekânda Farklılaşma: Denizli’de Kırsal/Kentsel Dönüşüm” başlıklı doktora tezini İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamlayan Alim Arlı idi. Arlı, Türkiye genelindeki ve Denizli istihdam mekânındaki toplumsal dönüşümleri konu edinen bir sunum yaptı.Türkiye’deki kentsel dönüşüm rotaları nasıl açıklanabilir? sorusunu temel alan konuşmacı, öncelikle tezin metodolojik kısımlarına ağırlık verdi:Toplumsal ilişkilerin karmaşıklaşmasının artan yoğunluğu, toplumsal araştırma programlarını bu karmaşıklığa duyarlı modeller geliştirmeye zorlamaktadır. Mevcut araştırma dillerinin birçoğu, bu ilişkileri açıklamada yeterli olamamaktadır. Bu nedenle araştırılan nesneler bir “nesne ilişkileri sisteminin” unsuru olarak ele alınmayı gerektiriyor. XX. yüzyılın ilk yarısında fizikte Albert Einstein tarafından geliştirilen, daha sonra felsefeye ve sosyal bilimlere taşınan bütünsel-ilişkisel araştırma programları, bu karmaşıklığa duyarlılığı temel alan bir metodolojiyi hedefler. Fransa’da Gaston Bachelard ve Almanya’da Ernest Cassirer tarafından felsefe ve sosyal bilimlere tercüme edilen bu araştırma dili, 1960’lardan sonra Norbert Elias, Pierre Bourdieu, ağ analizcileri ve kurumsalcı sosyal bilimciler tarafından araştırmalarda etkin biçimde kullanılmıştır. Teorinin sosyolojideki Bourdieu yorumuna atıf yapan Arlı, ampirik araştırma ile teori arasındaki gerilimi, “her ikisini de tek başına benimsemenin yanlışlığını” vurgulayarak aşmayı öne çıkardı. Ampirik araştırmalar tek başına sosyal dünyanın ontolojisini aydınlatmadığı gibi, total bir teorisist teori de bunu başaramaz. Daha mütevazı biçimde yasa-benzeri sonuçlardan, keşifsel araştırma süreçlerinden bahsedilebilir. Çünkü Canguilhem’in belirttiği gibi bütün bilimsel hipotezler geçici olarak sabitlenmiştir ve içinde formüle edildiği zaman-mekânın koşullarınca tayin edilmiştir.Çalışmasında fizikten sosyal bilimlere aktarılan “alan analizi” araştırma dilinden faydalanan Arlı, sunumunda alanı oluşturan aktörlerin etkileşim içinde, güç alanları temelinde örgütlenmiş olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle sosyolojik araştırmalarda toplumdan soyutlanmış bir bireyden de, bireyden soyutlanmış bir toplumdan da söz edilemez. Alan analizinin yaptığı şey, hem alandaki pozisyonlar arasındaki ilişkileri hem de bu ilişkileri kararlı kılan çatışma ve gerilimleri incelemektir. Önemli bir nokta da, pozitivist araştırma metotlarından farklı olarak, alandaki ağırlığı ne olursa olsun farklılaşmış her bir pozisyonu araştırma sürecinde dikkate almak ve bu pozisyona ilişkisel bağlamda yer vermek gerekir. Loic Wacquant’a atıfla Arlı, verilerin “armut gibi ağaçtan toplanmadığını”, inşa edilmesi ve doğrulanması gerektiğini belirtti. Verilerin sınıflanması a priori tanımlardan hareketle değil, profillere duyarlı bir biçimde ilişkisel bir kategorileştirilmeyle elde edilmelidir. Çünkü tözsel/substantif kategoriler ilişkisel anlamları temsil edememektedir.Metodolojik girişten sonra kent olarak niçin Denizli’yi seçtiğini açıklayan Arlı, bu kentin özgün bir araştırma konusu olup olmadığını belirlemek için, Denizli’nin hangi toplumsal uzayın bir parçası olduğunun tespit etmek gerektiğini söyledi. Bir referans noktası edinmek amacıyla 1990 ve 2000 yıllarına ait genel nüfus sayımı verilerini kullanan Arlı, kırsal/kentsel dönüşümü anlamada sektör ve meslek sorularına verilen cevapları analiz etmiştir. Tezinde hiyerarşik kümeleme analizinin yanı sıra ilişkisel araştırmalarda en çok kullanılan mütekabiliyet (correspondence) araştırma diliyle analizler yapmıştır. Verilerin okunaklı olması için de insanın bilişsel veri işleme sınırı kabul edilen yedi-on tip kategoriyle sınıflama yapmıştır. Ayrıca hem yapısal farkları hem de kategoriler arasındaki yığılma farklarını temsil edebilen bu yöntem, Denizli’yi diğer illerden ayırt eden özellikleri ortaya çıkarabilir. Bu araştırma dili, yerel istihdam profilleri üzerinden gerçekleştirildiğinde kentsel ekonominin yapılaşma biçimleri ayrıntılarıyla görülebilmektedir. İki zaman serisi karşılaştırıldığından da illerdeki kırsal/kentsel dönüşümleri modellemek mümkün hale gelir.1990-2000 döneminde Türkiye illeri sanayi ve hizmetlerde uzmanlaşan metropoller, yoğun olarak sadece tarımda yoğunlaşan tarımcılar, tarım ve madende uzmanlaşan madenciler ve sanayi, hizmet ve madende birlikte uzmanlaşan özgün profiller olmak üzere dört ana grupta toplanmaktadır. Türkiye’de sadece Denizli ve Kırklareli tarım ve madencilikten kopmadan sanayiye doğru hareket eder. Komşuluk bu anlamda coğrafi değil toplumsal yapı/profil benzerliği ile toplumsal mekânda kurulur.Aynı düzlemlerden hareket ederek Denizli’deki yerleşim birimlerinin farklılaşan özelliklerini ve taşıdığı anlamları çıkarsayan Arlı, 1990-2000 döneminde tüm Türkiye’de toplumsal cinsiyet değişkeninin istihdam mekânını anlamada anahtar bir değişken olduğunu bulgulamıştır. Denizli istihdam mekânının yapısında da bu belirgindir. Denizli metropoliten gelişimi, erkek emeği yoğun Denizli Çeper profili, kadın emeği yoğun Sarayköy bölgesi ve her iki toplumsal cinsiyetin istihdam alanında birlikte yoğunlaştığı Denizli merkez ilçeyi içeren bir bölgede gelişmektedir. Kırlar sanayileşmeye rağmen eski yapısını yeniden üreten bir dinamizm sergilemiştir. Babadağ ve Buldan gibi yerlerse özgün yapıları temsil eder.Sunumun ardından konuşmacı, sağduyu bilgisi-bilimsel bilgi gerilimi, ilişkisel araştırma-tözsel araştırma, teorisist/a priori düşünme tarzı gibi konularda yöneltilen soruları cevapladı. Bu bağlamda sosyal bilimlerin bütünselliği ve keşifsel araştırmaların önemi hakkındaki görüşlerini aktardı.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir