Üç Dönem Bir Aydın: Burhan Asaf Belge

Paylaş:

Aytaç Yıldız’ın, “Üç Dönem Bir Aydın: Burhan Asaf Belge” başlıklı doktora tezi, Belge’nin biyografisi etrafında Türkiye Cumhuriyeti’nin üç önemli dönemini teşrih masasına yatırıyor. Tez, ortaya çıkan yeni bilgiler ışığında 1923’ten 60’a değin geçen zaman zarfında bir Osmanlı/Türk aydınının ilmî, fikrî ve siyasî cephesini Atatürk’lü, İnönü’lü, Menderes’li yılların Türk siyasî ve sosyal hayatında bıraktığı etkiler çerçevesinde inceliyor. Yazar asıl ilgilendiği konu ve olgulara, hadiselerin içinde cereyan ettiği döneme ve bu dönemdeki ilişkiler ağına geçmeden önce Belge’nin yaşam öyküsüne ve özellikle zihniyet dünyasının şekillenmesinde âmil olan faktörlere kısaca değiniyor. Zihniyet yapılarının insanın bizzat ‘kendisi’ni belirlediği düşünüldüğünde eğitim hayatının bir insanı ve yapıp ettiklerini anlama ve anlamlandırma bakımından ne kadar önemli olduğu daha iyi fark edilecektir. Bu itibarla ele alınan ‘aydın’ tipinin sahip olduğu donanım, entelektüel birikiminin nereden geldiği ve nereye aktığı, Osmanlı/Türk modernleşmesi, bir başka deyişle, yenileşme tarihimizin devasa meseleleri hakkında dönemin düşünürlerinin hangi sâiklerle hareket ettiklerini anlamak adına bizlere birçok ipucu verecektir. Yıldız’ın bu meyanda zikrettiği şeyler de Belge ve neslini tanıma ve anlamlandırma açısından bizlere büyük kolaylıklar sağlıyor.Memur bir ailenin çocuğu olarak Osmanlı Devleti’nin en buhranlı yıllarında dünyaya gelen Belge, St. Joseph, Galatasaray, Beyrut Amerikan Koleji’ne devam ettikten sonra ortave yüksek tahsilini Almanya’da tamamlar. Burada aldığı sosyoloji ve mimarî eğitiminin ardından 1923’te İstanbul’a döner. Vedat Nedim’le olan tanışıklığı sayesinde, içinde Şefik Hüsnü, Nazım Hikmet, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir ve Şevket Aziz Kansu gibi isimlerin yer aldığı Aydınlık çevresine dâhil olur. Yıldız’a göre, Belge ve arkadaşlarının Aydınlık hareketi içinde yer almaları ‘arızî’ bir durumdur; zira onlar, ne materyalizm ne Engels ne diyalektik ne de Marx hakkında derinlemesine bir fikir sahibiydiler. Aslında bu durum Osmanlı/Türk modernleşmesi denilen çabaların ya da Çağdaş Türk Düşüncesi ismini verdiğimiz ve XIX. asrın tamamında dile getirilen fikir akımlarının genel karakteristiği hesaba katıldığında çok şaşırtıcı değildir.Belge’nin hayatında önemli bir başka dönemeç 1923 yılı sonlarında kız kardeşi Leman’ın Yakup Kadri ile evliliğidir ki böylece Belge, Cumhuriyeti kuran kadrolarla yakınlaşır ve 1927’den itibaren arkadaşlarıyla devletin muhtelif kademelerinde görev alır. Yıldız, bu noktada “bu insanlar nasıl oldu da Komünist bir anlayıştan Kemalist anlayışa bir anda intikâl edebildiler” sorusu etrafında halelenen meseleleri aydınlatmaya çalışır. Mevcut çalışmalara bakıldığında bu soruya verilen temel iki cevap vardır; bunlardan biri, Kemalist anlayışın ‘milliyetçilik’ anlayışı ile ‘sol’ hareketin milliyetçiliğe bakışlarının yakınlığı; diğeri ise, Türkiye’deki sol harekete ayaklanmalarını salık veren Rusya’nın baskılarıdır. Yazar literatürde yer alan bu iki sebepten ayrı ve daha önemli bir üçüncü nedenin varlığına işaret eder. Bu yorum, ‘sol’ hareketin Kemalizm’in yanında yer alışını, her iki tarafın da “batılılaşma ekseninde zihniyet birlikteliği”ne dayandırır.Belge’yi bu değişim ve dönüşüm sonrasında dönemin hâkim ideologluğunu yapan Hâkimiyet-i Milliye gazetesi yazarları arasında görüyoruz. Burada kaleme aldığı makalelerinin temel konusu batılılaşma fikridir. O ve arkadaşları bu andan itibaren “halka rağmen halkın dili olmak” anlayışıyla cemiyeti yeniden dizayn etmenin çabası işine girişeceklerdir. Batılılaşmaya dair fikirlerinin rengi 1931 yılında bir tür kırılmaya uğramıştır. Yıldız, bu durumu 1929 Ekonomik Buhranına dayandırır. Ona göre, 1923 ile 1930 yılları arasında rejimin ve aydınların zihninde iki temel kavram mevcuttu: batılılaşma ve milliyetçilik. Ekonomik Buhran öncesinde batılılaşma ve ona dair meseleler daha ağır basarken, buhranla bu denge milliyetçilik lehine değişmiştir.Atatürk döneminde Belge iki önemli hareket içinde yer alır. Bunlardan ilki, Serbest Fırka’nın kurulması sonrası İnönü’nün el altından Ali Naci Karacan’a iktidar karşısında muhalefet yapmak amacıyla kurdurttuğu İnkılap gazetesi çevresidir. Belge İnkılap gazetesinde CHP’yi eleştiren yazılar yazar. İkincisi, Kadro Hareketidir. Ekonomik krizin ardından iktidar, iktisadî alanda liberalizm yerine devletçilik uygulamasını benimser. Bunun üzerine Belge’nin de içinde bulunduğu bir grup insan rejime “yol göstermek”, “akıl vermek” maksadıyla Kadro Hareketini başlatırlar. Belge Kadro dergisinde uluslararası ilişkiler ve sanata dair yazılar kaleme almıştır.Atatürk’ün ölümüyle birlikte eleştirel tavrını iyice belirginleştiren Belge, İnönü’nün tek partili yılları boyunca, daha liberal fikirler ileri sürer. Yıldız’a göre, 1938-50 yılları arasında basının büyük ölçüde tartıştığı II. Cihan Harbi ve çok partili hayat denemesi konularına eğilen Belge’nin, bu liberal tavrında görevi gereği Batı’ya yaptığı seyahatler etkilidir. Batı demokrasilerinden yana tavır takınan Belge’nin liberal tavrı bir süre sonra CHP ile olan irtibatını koparmıştır.1946 yılı başında Demokrat Parti’nin kuruluşu Burhan Belge için de yeni bir dönemin habercisi gibidir. Menderes’in kendisini Demokrat İzmir gazetesini kurması amacıyla İzmir’e göndermesiyle birlikte, 1948 yılına değin gerçekleştireceği demokrasi mücadelesi sahnesinde yeni bir perde açılır. Bu yıllarda yazdığı makalelerde tek parti tahakkümünü ve buna dayalı zihniyet yapılarını kıyasıya eleştirir. Bir süre sonra DP’nin içinde ortaya çıkan iktidar mücadelesi dolayısıyla kurucularla olan ilişkisi zayıflayınca 1948 yılında istifa eder. Menderes’in daveti üzerine 1953 yılında tekrar DP saflarında demokrasi mücadelesine devam eden Belge, Zafer gazetesinde, özellikle 1958-60 yılları arasında, Menderes’i neredeyse tek başına savunan yegâne adamdır.Yıldız’ın, çok partili hayat tecrübesinin yaşandığı yıllara dair verdiği bilgiler, Türk toplumunun/insanının, daha özelde Türk entelektüelinin çok önemli bir tarafına dikkatimizi çeker. Belge’nin DP saflarına geçtiği yıllarda Necip Fazıl’la tanışması, Büyük Doğu dergisinde yazması ve ölene değin bu dostluğunu sürdürmesi, sözkonusu ilişkiler ağının genişliğine, yani, ister sağ fikirli olsun ister sol, toplumun farklı katmanlarının biraraya gelip fikir alışverişinde bulunabildikleri gerçeğine işaret etmektedir. Bu husus daha çok dönemin aktörleri tarafından kaleme alınan hatırat kitaplarında en belirgin şekilde kendisini gösterir ki Yıldız’ın bir Türk aydınının entelektüel hayatı etrafında resmetmeye çalıştığı monografik çalışması da bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir