İran’da Sinema Eğitimi

Paylaş:

Ken­di­ne has üs­lû­bu ve ulus­la­ra­ra­sı ba­şa­rı­la­rıy­la adın­dan sık­ça söz et­ti­ren İran si­ne­ma­sı, bu ül­ke­de­ki si­ne­ma eği­ti­mi­ni de sa­nat gün­de­mi­ne ta­şı­ma­ya de­vam edi­yor. Tah­ran Sa­nat Üni­ver­si­te­si’nde si­ne­ma öğ­re­ni­mi­ni sür­dü­ren Fey­za Ak­soy’la İran’da si­ne­ma eği­ti­mi ve İran si­ne­ma­sı üze­ri­ne ko­nuş­tuk.So­ru ve ce­vap­lar­la şe­kil­le­nen söy­le­şi­de ön­ce­lik­le baş­vu­ru sü­re­ci­ni de­ğer­len­di­ren Ak­soy, Tür­ki­ye’den gi­de­cek öğ­ren­ci­ler için kon­ten­jan sı­nır­la­ma­sı­nın bu­lun­ma­dı­ğı­na, an­cak yaş had­di­nin yir­mi iki ola­rak be­lir­len­di­ği­ne ve li­se not or­ta­la­ma­sı­nın da bu sü­reç­te önem­li ol­du­ğu­na de­ğin­di. Baş­vu­ru­su­nun ka­bu­lü­nün he­men son­ra­sın­da git­ti­ği Kaz­vin’de ta­mam­la­dı­ğı bir yıl­lık dil eği­ti­mi­nin ar­dın­dan si­ne­ma bö­lü­mün­de iki yıl te­mel ders­ler al­dı­ğı­nı, son­ra­sın­da da bö­lü­mün yö­net­men­lik, mon­taj, se­nar­yo ya­zar­lı­ğı ve ka­me­ra­man­lık gi­bi kı­sım­la­ra ay­rıl­dı­ğı­nı be­lirt­ti.Ba­şör­tü­lü ola­rak oku­ya­bil­me­si Ak­soy’un İran’ı ter­cihin­de ön­ce­lik­li rol oy­na­mış. Ay­rı­ca mad­di an­lam­da uy­gun­lu­ğu, si­ne­ma­sı­nın ka­li­te­li olu­şu ve kül­tü­rü­nün bi­ze ya­kın­lı­ğı bu ül­ke­ye yö­nel­me­sin­de­ki di­ğer önem­li et­ken­ler. An­cak La­tin harf­le­ri­ne alı­şık ol­ma­sı Fars­ça­nın ya­zı di­li ko­nu­sun­da ken­di­si­ni ol­duk­ça zor­la­mış.Üni­ver­si­te­de si­ne­ma­nın hem sa­nat hem de mes­lek ola­rak de­ğer­len­di­ril­di­ği­ni, esa­sın­da da si­ne­ma­yı bir sa­nat ola­rak ic­ra ede­bil­mek için eko­no­mik bo­yu­tu­nun da dü­şü­nül­me­si ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nen Ak­soy, İran’da öğ­ren­ci­le­rin ken­di gay­ret­le­riy­le film çek­mek is­te­dik­le­rin­de ra­hat­lık­la iyi bir ça­lış­ma gru­bu ku­ru­la­bil­di­ği­ni, ah­lâ­kî za­af ya da açık­ça re­jim aleyh­tar­lı­ğı içer­me­di­ği müd­det­çe spon­sor ve mad­dî kay­nak bul­ma­nın zor ol­ma­dı­ğı­nı vur­gu­la­dı.“Üni­ver­si­te­de­ki öğ­re­tim gö­rev­li­le­ri­nin ço­ğun­lu­ğu Rus­ya, ABD, Fran­sa gi­bi ya­ban­cı ül­ke­ler­de eği­tim al­mış, do­la­yı­sıy­la ho­ca­la­rın se­çi­mi­ne önem ve­ri­li­yor” di­yen Ak­soy, bu­nun ya­nın­da ala­nın­da ba­şa­rı­lı ba­zı ho­ca­la­rın si­ya­sî söy­lem­le­rin­den ötü­rü okul­dan uzak­laş­tı­rıl­ma­sı­nın ka­li­te­yi dü­şür­dü­ğü­ne de işa­ret et­ti. Ak­soy’a gö­re ka­li­te­yi olum­suz yön­de et­ki­le­yen bir di­ğer un­sur da üni­ver­si­te­nin tek­nik im­kân­la­rı­nın ye­ter­siz­li­ği­dir.Ak­soy ko­nuş­ma­sı­nın de­va­mın­da İran si­ne­ma­sı üze­ri­ne de de­ğer­len­dir­me­ler­de bu­lun­du. İran’ın en par­lak yö­net­men­le­rin­den –Eli Hak­kın­da fil­mi­nin yö­net­me­ni- As­gar Fer­ha­di’nin hem halk ta­ra­fın­dan be­ğe­nil­di­ği­ni hem de film­le­ri­nin ka­li­te­li ol­du­ğu­nu be­lirt­ti. Me­cid Me­ci­di’nin sü­rek­li ken­di­ni tek­rar­la­yan film­ler yap­mak­la, Ab­bas Ki­ya­rüs­te­mi’nin ise Ba­tı’ya göz kırp­mak­la eleş­ti­ril­di­ği­ni ifa­de et­ti. Ti­yat­ro kö­ken­li Beh­ram Bey­za­i’nin film­le­rin­de de te­at­ral bir ya­pı ol­du­ğu tes­pi­ti­ni ak­tar­dı. Ay­rı­ca Ca­fer Pe­na­hi, Dar­yuş Mehr­cui ve Sa­mi­ra Mah­mel­baf gi­bi mu­ha­lif ta­vır­la­rıy­la dik­kat çe­ken yö­net­men­ler­den de kı­sa­ca bah­set­ti.Ak­soy, Türk film­le­ri­nin İran’da bul­du­ğu kar­şı­lık­tan da bah­set­ti. Si­ne­ma öğ­ren­ci­le­ri en be­ğe­ni­len Türk yö­net­men­le­rin­den bi­ri­nin, Nu­ri Bil­ge Cey­lan ol­du­ğu­nu; Yıl­maz Gü­ney’in Yol (1981) fil­mi­nin de ay­nı çev­re­ler­ce bi­lin­di­ği­ni an­lat­tı. İran’da ya­ban­cı film­ler viz­yo­na gi­re­me­se de ka­li­te­li olan­la­rın dev­let te­le­viz­yo­nun­da ya­yın­lan­ma im­kâ­nı bul­du­ğu­nu be­lir­te­rek Se­mih Kap­la­noğ­lu’nun Yu­mur­ta (2007) ve Süt’ünün (2008), Yıl­maz Er­do­ğan’ın Vi­zon­te­le Tuu­ba’sının (2003) te­le­viz­yon­da ya­yın­la­nan Türk film­le­ri ara­sın­da yer aldığını söyledi. Ay­rı­ca Sır Ka­pı­sı ve Hak­kı­nı He­lalEt gi­bi Türk di­zi­le­ri­nin de İran’da ya­yın­lan­dı­ğı­nı ve halk ta­ra­fın­dan da ol­duk­ça rağ­bet gör­dü­ğü­nü ifa­de et­ti.Film­le­rin fi­kir ve an­lam dün­ya­sı­na iliş­kin bir so­ru üze­ri­ne Ak­soy “gö­rü­ne­nin öte­si” an­la­mın­da­ki mâ­ve­râ söz­cü­ğü bağ­la­mın­da, İran si­ne­ma­sın­da­ki si­ne­ma-i mâ­ve­râ kav­ra­mı­na dik­kat çe­ke­rek, bu­nu Me­ci­di film­le­riy­le ör­nek­len­dir­di.Fey­za Ak­soy’a gö­re İran si­ne­ma­sı sek­tör­leş­me yo­lun­da ve bu du­rum ko­nu­la­rın faz­la­ca tek­ra­rı­na yol açı­yor. An­cak her şe­ye rağ­men İran­lı­lar, güç­lü sa­nat­çı­lar çı­kar­ma­ya de­vam ede­cek, çün­kü sa­na­ta yat­kın, kül­tür ve geç­miş­le­ri­ne düş­kün bir top­lum. İran si­ne­ma­sı ya­ban­cı gö­züy­le iz­len­di­ğin­de otan­tik ge­le­bi­lir ya da ör­ne­ğin Ca­fer Pe­na­hi’nin si­ya­sî di­li eleş­ti­rel ve pro­pa­gan­dist bu­lu­na­bi­lir di­yen Ak­soy, içe­ri­den ba­kıl­dı­ğın­da fil­min han­gi yö­nü­nün sa­nat­çı­nın ba­kı­şı­nı, ne­re­si­nin o top­rak­la­ra öz­gü at­mos­fe­ri yan­sıt­tı­ğı­nı da­ha iyi an­la­ma­nın müm­kün ol­du­ğu­nu ifa­de et­ti.Son ola­rak Ha­yal Per­de­si Si­ne­ma Atöl­ye­si’nin ça­lış­ma­la­rı­na da de­ği­nen Ak­soy, ken­di­si­nin de geç­miş­te bu et­kin­lik­le­re ka­tıl­dı­ğı­nı, eği­tim sü­re­cin­de de bu tec­rü­be­den ol­duk­ça fay­da­lan­dı­ğı­nı, bir grup dâ­hi­lin­de ya­pı­lan film oku­ma­la­rı­nın ay­nı fil­mi de­fa­lar­ca iz­le­mek­ten da­ha is­ti­fa­de­li ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek söy­le­şi­si­ni ta­mam­la­dı. 

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir