Malik’in Muvatta’ı Telif Ederken İzlediği Yöntem: “Kitabu’l-kasâme” Örneği

Paylaş:

Giriş

İslamî ilimler, Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde bugün anladığımız mânâda tasnif edilmiş ve sistemli bir hale getirilmemişti. Bu dönemde buna ihtiyaç da yoktu. Çünkü sahabe bir problemle karşılaştığı zaman Hz. Peygamber’e (s.a.v) arz ediyor, Hz. Peygamber (s.a.v) de, doğrudan vahiy vasıtasıyla ya da vahiy denetimi altında olan kanaatiyle söz konusu soruna çözüm üretiyordu.

Hz. Peygamber (s.a.v) vefat ettikten sonra insanların sorunlarını doğrudan arz edecekleri bir merci kalmamıştı. Bir sorunla karşılaşıldığında, doğrudan naslarda çözümü var ise ona göre amel ediliyor, yok ise ayet veya Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarından çıkarımlar yapmak suretiyle söz konusu problemlere çözümler üretilmeye çalışılıyordu. İslamî ilimler için Kur’an’dan sonra ikinci kaynak konumunda olan sünnet, toplumda ortaya çıkan sorunların çözümünde önemli bir yer teşkil ediyordu. Bundan dolayı sünnetin hem korunmasını sağlayacak hem de Kur’an’la karışmasını engelleyecek tedbirlerin alınması gerekiyordu. Bunun için öncelikle Kur’an metninin derlenmesi faaliyeti gerçekleştirildi. Hz. Ebubekir (13/634) Kur’an sahifelerinin toplanmasını sağlayarak mushaf haline getirmiştir. Daha sonra da hadisleri derlemek isteyen Hz. Ebubekir, bazı sakıncaları dikkate alarak bu kararından vazgeçmiştir. (Efendioğlu, 2011, s. 268) Hz. Ömer (23/650) de bu konuda sahabe ile istişare etmiş, fakat o da Kur’an’ın ihmal edileceği endişesiyle bu düşüncesini uygulamaya geçirmemiştir. (Sanâni, 1983, XI, s. 257-258)

Hz. Osman (35/656) döneminden sonra ise İslam dünyasında ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı hadis uydurma faaliyetleri görülmeye başlanmış, bunun üzerine hadislerin sıhhatini tespit için birtakım yöntemler uygulanmış, ayrıca yazılı rivayet malzemesi de kişisel olarak muhafaza edilmeye çalışılmıştır. Yüzyılın sonuna gelindiğinde ise artık hadislerin sistemli bir şekilde toplanması zarureti ortaya çıkmıştır. Bu mânâda resmi olarak ilk tedvin faaliyeti halife Ömer b. Abdülaziz’in (101/719) emriyle başlamıştır. (İbn Abdülberr, 1994, I, s. 331)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir