Hadis Edebiyatında Siyaset

Paylaş:

Medeniyet Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği Tezgâhtakiler toplantı serisinin Aralık ayındaki ilk konuğu, “Hadis Edebiyatında Kitâbu’l-İmâreler ve Sahîh-i Müslim Örneği” isimli tezini “Hadis Edebiyatında Siyaset” başlığıyla sunan Abdullah Taha İmamoğlu’ydu. İmamoğlu, hadis-siyaset konusuna karşılıklı ilişki ve etkileşim açısından değindi. Çalışmaya başlamadan önce kendisini bu çalışmaya iten sebepler ve çalışmanın amacı hakkında bilgiler verdi. Tezin oluşumunda zihninde hep canlı olarak tuttuğu ve cevaplar aradığı sorulardan bazılarına değindi. Bu bağlamda; siyasetin, hadislerin yazım sürecinde hadislere ne kadar tedahül ettiği veya etmediği, ravilerin bazı hadisleri öncelemesinde siyasi görüşlerinin etkili olup-olmadığı, hadislerin siyasi malzeme için kullanılıp-kullanılmadığı, rivayet sebebi olarak siyasetin hadislere etkisi gibi sorular ve bunlara verilecek cevapların çalışmanın merkezinde yer aldığından bahsetti.

Siyaset bilimi ve tarih ilmi için siyasetname ve ahlak türü eserlerde hadislere atıf yapılmasının ne anlam ifade edeceğinin geçmişten bugüne bu bağlamda değerlendirilebilecek konular olduğunu ifade etti.

Hadislerde zikredilen emir, halife, amil, vali, imam, râî, arîf, hâkim, kadı, sultan, melik ve vezir gibi kavramlarının hadis edebiyatında yöneticiler için kullanıldığına değinen İmamoğlu, Kütüb-i Sitte içinde sadece İmâm Müslim’in Kitâbü’l-İmâre/Emirlik Bölümü oluşturmasına işaret ederek, bu bölümün teşekkülünde siyasetin ve siyasi tavrın etkili olup olmadığından bahsetti. Ma‘mer b. Râşid (ö. 153/770) ve İbn Ebî Şeybe’nin (ö. 235/849) öncelik etmesi bakımından Müslim’e olan etkilerine değindi. Ayrıca emirlikle ilgili hadislerin diğer hadis kitaplarında hangi bâb başlıkları altında zikredildiği ve içerdiği hadis sayısı gibi verileri tafsilatlı olarak ele aldı. Sahîh-i Müslim’de bulunan Kitâbü’l-İmâre’deki 185 hadisin Sahîh-i Müslim şerhlerinde İmâm Nevevî öncesi ve sonrasında nasıl ele alındığı üzerinde durdu.

İmâm Müslim’in Kitâbü’l-İmâre’yi tasnif ederken döneminin herhangi bir siyasi ve sosyolojik durumundan etkilenip-etkilenmediğini ele alan İmamoğlu, Müslim’in kendisinden önceki yazılı kaynaklarla ortak olarak rivayet ettiği hadislerin metinlerinde bir değişikliğin olup-olmadığı, siyasi lafızların değişip-değişmediği, hadislerin genişleyip daralması gibi bir müdahalenin tespiti üzerinde durduğunu belirtti. Ancak ele aldığı hadislerde böyle bir etkinin söz konusu olmadığını vurguladı.

Tezin uygulama safhasında ise üç hadisin ele alındığını ifade eden İmamoğlu, bu bölümde hadislerin yazım sürecinde siyasetin etkisinin somut olarak değerlendirmeye tabi tutulduğunu belirtti. “Benden sonra on iki imam gelecektir”, “Benim ümmetimden kıyamete kadar hak üzere bir topluluk olacaktır”, “Ey Muaviye sen halife olacaksın halife olduğunda âdil ol” rivayetlerini bu bağlamda değerlendirdi.

Bu rivayetlerde siyasilerin hadislerin metnine doğrudan müdahale etmesi veya hadislerin siyaseten değişmesi gibi iddiaların incelendiğini ifade eden İmamoğlu, böyle bir iddiayı doğrulayacak verilere ulaşılamadığına değindi. Bunun biraz da hadislere bakış açısıyla alakalı olduğunu, eğer hadislerin toplumu değil de toplumun hadisleri değiştirdiği ön kabulünden yola çıkılırsa ulaşılacak sonucun da farklı olabileceğini özellikle vurguladı. Kendi tespitine göre hadis metinlerindeki değişikliğin senetlerdeki eda sigalarında ve ravi isimlerinde yoğunlaştığını belirtti. Toplantı soru-cevap faslının ardından sona erdi.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir