Ateş Hattında Irak

Paylaş:

Uzunca bir süredir “Arap Baharı” ile bağlantılı gelişmelerin gölgesinde kalan ve büyük ölçüde dünya gündeminden düşen Irak, haziran ayı içerisinde ülkenin ikinci büyük vilayeti olan Musul’un IŞİD öncülüğündeki silahlı grupların eline geçmesi ve bu grupların Bağdat’a doğru ilerlemesiyle yeniden ana gündem maddesi haline geldi. KAM bu sıcak gündemi, “Ortadoğu Konuşmaları” toplantı dizisinin on sekizincisine T.C. Dışişleri Bakanı Danışmanı ve Diplomasi Akademisi Başkanı Doç. Dr. Mesut Özcan’ı misafir ederek ele aldı.

Bugün yaşanan sürecin anlaşılabilmesi için Irak’ın coğrafi, etnik ve stratejik özelliklerinin bir arada düşünülmesi gerektiğini söyleyen Özcan, sunumuna Irak için dönüm noktası olan 2003 yılını değerlendirerek başladı. Özcan’a göre, 11 Eylül olaylarının zeminini oluşturduğu Irak’ın işgali, ülkede önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Amerika, işgal sonrasında kendisine müttefik bir yapı oluşturmayı hesaplarken süreç tam tersi işlemiş ve 2005 Anayasası ile Irak kendi içinde üç vilayete ayrılmıştır. Ülkede Baassızlaştırma politikası uygulanarak asker ve sivil birçok kişi görevden uzaklaştırılmıştır. Sünnilerin 2005 seçimlerine katılmamaları nedeniyle ülkede ağırlıklı olarak Şiilerin ve Kürtlerin söz sahibi olduğu bir yönetim ortaya çıkmıştır. Bununla beraber 2005 Anayasasında tartışmalı bölgeler olarak geçen toprakların statüsünün belirsiz olması Başbakan Nuri el-Maliki ile Kürtler arasında önemli bir sorun oluşturmuştur.

2003’ten sonra siyasetin genellikle din ve mezhep üzerinden yapılması, başa geçen yönetimlerin istekleri karşılayamamasının ve halkın memnuniyetsizliğinin en önemli nedenidir. Bu durum ülkede ayrışmayı ve çatışmayı beraberinde getirmiş, kaos ortamı oluşmuştur.  2006’dan itibaren başbakanlık görevini üstlenen Şii lider Nuri el-Maliki, Irak’ı birleştirici ve bütünleştirici bir siyaset izleyeceğini söyleyerek ve Amerika’nın da desteğini alarak iktidara gelmiştir. Ancak Maliki, bu desteği Irak içerisindeki diğer siyasi grupları dışlamak için kullanmıştır.

2010 yılında Irak’ta seçim yapılmış ancak dokuz ayı aşkın bir süre boyunca hükümet kurulamamıştır. Özcan bunu, herkesin hükümette yer almak istemesine bağladı. Çünkü dışarıda kalındığında hem can güvenliği tehlikeye girmekte hem de siyasi ve iktisadi pastadan pay alınamamaktadır. Iyad Allavi liderliğindeki Irakiyye Koalisyonu daha fazla milletvekili çıkarmış olmasına rağmen İran’ın ve Amerika’nın desteğiyle Maliki önderliğinde bir koalisyon hükümeti kurulmuştur. Diğer gruplar ise aşamalı bir şekilde siyasetten dışlandıklarını düşünmeye ve gerginlik ortamı oluşmaya başlamıştır.

Amerikan askerlerinin 2011 yılında Irak’tan çekilmesi ülkede birçok sorunu ve tartışmayı beraberinde getirmiştir. Teçhizat ve eğitim anlamında Irak askerlerinden çok daha ileri düzeyde olan Amerikan askerleri, Irak’taki operasyonlarda profesyonelce denetim sağlamıştır. Özcan’a göre Irak askerlerinin teknolojik açıdan geride kalması, Baassızlaştırma sonucu ordunun dağılmasıyla yeni kişilerin orduya alınması ve bunların bir kısmının farklı siyasi gruplara mensup milisler olması askeriyenin yeterince gelişememesinin ve örgütlenememesinin sebeplerini oluşturmaktadır.

Temelleri 2004’te atılan ve geçtiğimiz yıllarda Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını alan örgüt, Irak sınırlarını işgal ederek Musul’u ele geçirmiştir. IŞİD’in bugünkü noktaya gelmesinin önemli sebeplerinden birisi Ebu Garib Hapishanesinin basılıp oradaki bütün eski el-Kaidecilerin serbest bırakılması ve bunların Suriye’ye geçmesidir. IŞİD’in Esed rejimi ile enteresan bir ilişki biçimi olup birbirlerinin ayaklarına basmamakta, muhalif gruplarla savaşarak kendince stratejik bir yol izlemektedir. Özcan’a göre IŞİD’in tek başına bu kadar kısa sürede başarılı olması mümkün değildir; eski Baasçı subayların ve yerel Sünni aşiretlerin de bu hızlı ilerleyişte etkisi vardır. Baasçı subaylar konumlarını kaybetmenin verdiği rahatsızlıkla, Sünni aşiretler ise kendi siyasetçilerinin zor durumda bırakılması, sürekli kendilerine yönelik saldırlar ve baskılar olması nedeni ile merkezî yönetime tepki göstermektedir.

2014’teki genel seçimlerde Maliki’nin önderliğindeki ittifak birinci olmuştur. Ülkedeki bölünmüşlük sebebiyle her yerde seçim yapılamamış, Bağdat başta olmak üzere Sünniler büyük oranda oy kaybetmiştir. Sünnilerin ve Kürtlerin Maliki’den büyük rahatsızlık duydukları bir ortamda hükümetin nasıl kurulacağı ve Irak siyasetinin geleceği  belirsizdir.

Son olarak 2014 yılı için genel bir değerlendirme yapan Özcan’a göre, Irak’ın bir bütün olarak bir arada kalma ihtimali eskiye nazaran biraz daha azalmış durumda, bütün olarak kalsa bile yapının gevşek olması kuvvetle muhtemel. Zira Irak’ta kimlik vurgusu daha da belirgin hale gelmiş olup siyaset bunun üzerinden yapılmaktadır.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir