Avlonyalı Ferid Paşa: Bir Ömür Devlet

Paylaş:

Öyle insanlar vardır ki hayatları, içinde yaşadıkları toplumun kaderiyle örtüşür ve şekillenir. O toplumun, o dönemin hikayesi bu hayatlarda mündemiçtir. Abdulhamit Kırmızı’nın Avlonyalı Ferid Paşa – Bir Ömür Devlet adlı kitabı böyle bir hayatın; II. Abdülhamit’in Konya valisi Arnavut Ferid olarak da bilinen Avlonyalı Ferid Paşa (1851-1914)’nın yaşam öyküsünü anlatır bize. Kırmızı’ya göre Avlonya’nın yaşam öyküsünden, “Osmanlı tarihinin son sayfalarını” okuruz.

Bir Kitap Bir Yazar programında misafir edilen Kırmızı, Avlonyalı Ferid Paşa’nın hikayesini, üç aşamada kurgulamaktadır. Öncelikle bürokrasinin Osmanlı içindeki işlevine, gelişimine ve etkilerine dikkat çeken yazar, ikinci olarak bürokrasiyi oluşturan kişilerin önemi üzerinde durur ve nihayetinde söz konusu çerçeve bağlamında Avlonyalı Ferid Paşa’ya odaklanır.

Yukarıda bahsedilen izleği takip ederek Kırmızı, ilkin, Avlonyalı Ferid Paşa’nın içine doğduğu şartlara; dolayısıyla Osmanlı Devleti’nde görülen değişimlere ve bunların getirdiklerine değinmektedir. Tanzimat Fermanının ilan edildiği bu yıllarda İmparatorluk adeta yeniden fethedilmiş; eski sistemi yerinden eden yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Merkezileşme eğilimi çerçevesinde müesseseleşmenin arttığı bu dönemde bürokrasi de anonimleşir. Memurlar özellikle memleketlerinden uzak yerlere gönderilir. Bu şekilde devletin geleneksel kozmopoliti kurumsallaşır. Tanzimat’tan sonra gayri Müslimlerin de bürokrasiye girmesiyle yeni bir Osmanlı tipi belirir. Kırmızı’nın tanımlamasıyla, bugün bile Ortadoğu ve Balkanlarda onların tarihine damgasını vuran bu “seyyar elitler” çok önemli roller oynar. Valiler oluşan değişikliklerin taşradaki taşıyıcılarıdır. Bu hareketlilik “empire” niteliğindedir, emperyalist bir anlamda değil. Nitekim bu valiler tayin edildikleri yerlere deneyimlerini de götürürler, devlet içindeki asıl dinamikler de bu “hareketli elitler” denilebilecek taşra idarecileridir. 

Kırmızı’nın altını çizdiği ikinci husus, bu “seyyar/hareketli/mobil elitler”in İmparatorluk üzerindeki etkileridir. Yazara göre, hem bu elitler imparatorluğu hem de imparatorluk bu elitleri değiştirmiştir. Bu karşılıklı dönüşüm sonunda “tekil evrensel” bir duruma gelinir, yani insanlar toplum tarafından dönüştürülür. Onlara ve yaşadıkları dönüşümlere bakılarak çağ anlaşılabilir. İşte bu yüzden “biyografi” döneme en iyi şekilde nüfuz edebilmenin araçlarından biridir. Biyografi yazmak için de tarihin farklı alanlarına girilmelidir. Avlonyalı Ferid Paşa’nın biyografisini yazabilmek için “şehir tarihi” önemlidir. Zira Avlonyalı’nın kariyerinde uğradığı; Girit, Bulgaristan, İstanbul, Konya, Bursa gibi duraklar “şehir tarihi”ni bilmeyi gerektirir. Paşa’nın okuduğu mektebi araştırırken “eğitim tarihi”ne, Bosna Hersek’in kaynadığı bir zamanda orada valilik yaptığı için “savaş tarihi”ne, Adliye müfettişi olarak Diyarbakır’a gönderildiği için adliye müesseselerine ve dolayısıyla “kurumlar ve hukuk tarihi”ne, Nakşî olduğunu söyleyen kaynaklar bulunduğu ve kendisi de bir süre Çelebilerle uğraştığı için “tasavvuf tarihi”ne bakılmalı ve bunlar bilinmelidir. Yine aynı şekilde, biyografi çalışmaları esnasında başka biyografileri de dikkate almak zorunluluğu vardır. Özetle, “biyografi içerdiği dönemin tarihine nüfuz etmenin yoludur… faydalı ama zor” bir iştir Kırmızı’nın ifadesiyle.

Konuşmasına Ferit Paşa’ya dair üç önemli husustan bahsederek devam eden Kırmızı’nın, ilk dikkat çektiği husus “kariyer yolları ve mobil izlekleri; elit dönüşümü, değişimi ve hareketliliği”dir. Kariyerinin ilk 16 yılını taşrada, ikinci 16 yılını İstanbul’daki görevlerde geçiren Paşa sonra tekrar taşraya, Konya’ya gider. En sonunda sadrazam olarak İstanbul’a geri döner. Meşrutiyetten sonra bir ara valilik göreviyle tekrar vilayetlere gönderilir. Paşa’nın kariyeri hep aynı çizgide seyretmeyen bir kariyerdir. Bu kariyer değişikliklerini gösterebilecek güzel örneklerden biridir Avlonyalı Ferid Paşa. İkinci önemli husus “tecrübe transferi”dir. Valiler gittikleri yerde her sene kendilerine bağlı bulunan mülhakatı gezmek ve bunlar hakkında rapor hazırlamak zorundadırlar. Paşa bu konuda en güzel ve düzenli rapor hazırlayan valilerden biridir. Bir yerde gördüğünü başka yerde kullanabilme yeteneğine de sahiptir. Üçüncü önemli husus “iç içe geçen çoklu sadakatler” yani Paşa’nın Arnavut olması meselesidir. Bu, başlangıçta çok büyük dezavantajlara neden olur. Fakat zamanla avantaja dönüşür. Dezavantajdır, çünkü Rus Savaşı’ndan sonra Arnavut proto-milliyetçiliği doğar. Paşa da bundan etkilenir ve bir zaman Arnavut bir derneğin çıkardığı milliyetçi bir dergiyi destekler. Fakat zamanla bürokrasi içinde aldığı görevler Paşa’yı Osmanlılaştırır. Hazırladığı rapor ve layihalar ile padişahın gözüne girer ve valilik payesini kazanır. Arnavut olmasının avantajını en çok sadrazamlığı döneminde görür. Netice itibariyle Ferit Paşa hem Arnavut hem Osmanlı olarak yaşayabilmiştir, savaş ve kriz zamanlarında bu kimlikler daralmış olsa da.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir