İpek Yolu Projesi ve Çin’in Küresel Stratejisi

Paylaş:

Bilim ve Sanat Vakfı Küresel Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği Asya Konuşmaları toplantı serisinin Şubat ayındaki konuğu Zan Tao oldu. Zan, Çin’in küresel siyasetteki yeni konumunu “İpek Yolu Projesi” örneğinde açıklamaya çalışırken hem Türkiye-Çin ilişkilerine hem de Çin’in yaklaşık otuz yıldır devam etmekte olan açılım politikalarının Çin toplumu ve siyaseti üzerindeki etkilerine de değindi. Halen Pekin Üniversitesi’nde öğretim üyesi olması sebebi ile içeriden eleştirel bir bakış açısı sunması, programı daha da ilginç hale getirmesi bakımından önemliydi.

Öncelikle Çin’in yeni ipek yolu projesinin henüz tamamlanmadığını belirten Zan, Çin’de ve Çin’in dışında bu projenin gerek içeriğine gerekse kurumsal/idari işleyişine dair olumlu ve olumsuz çeşitli eleştiriler getirildiğini belirtti. Her ne kadar bu proje 2013 yılında gündeme geldiyse de Çin’in özellikle batı bölgelerine hem kara hem de deniz yoluyla ulaşma amaçları Zan’a göre yeni değil. M.Ö 2. yüzyılda başlayan ilk seferler tarihte Çinlilerin kendi dışındaki toplumlarla da yüzleşmesine sebep olmuştu. Xiong Nu ve Han milletlerinin karşılıklı çekişmelerine sahne olan bu yüzleşmeler çeşitli kesintilerle de olsa bugüne kadar devam etmiştir. Dolayısı ile Çin’in bugün gündeme getirdiği bu proje ile tarihsel olarak var olan ilişki biçimlerini özellikle ekonomi, ticaret, diplomasi ve kültürel işbirlikleri yoluyla yeniden canlandırmak amaçlanmaktadır.

Diğer yandan Çin’in son otuz yıldır sürdürdüğü açılım reformları sayesinde gerçekleştirilen ekonomik büyümenin özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki küresel oyuncuları rahatsız ettiği kolaylıkla söylenebilir. ABD gibi statükocu ülkelerin yeni Asya merkezli girişimlerine (Asia Pivot) ve Çin’i dışarıda bırakan yeni ticaret anlaşmalarına (Trans-Pasific Partnership) da bir cevap olarak okunabilecek bu proje ilk defa Çin devlet başkanı Şi Cinpin (Xi Jinping) tarafından 2013 yılında Kazakistan’da açıklanmıştır. Çin’i Avrupa ve Ortadoğu’ya bağlaması açısından önemli olan bu yeni yol ve kuşak (One Belt One Road) ile ülkeler arasında politika uygulamaları, ticari imtiyazlar, yatırım kolaylıkları, finansal işbirliği, kültürel yakınlaşma gibi temel ilişkilerin kurulması öngörülüyor. Böyle bir projenin ekonomik finansmanı, bölge güvenliği ve jeo-politik gerilim alanları ile kültürel işbirliği alanları Çin’in en fazla önem verdiği konular arasında geliyor.

Projenin finansmanı konusunda İpek Yolu Fonu adıyla özel bir fon kuran Çin, bunun yanı sıra Asya Altyapı ve Yatırım Bankası (Asian Infrastructre and Investment Bank) adıyla yeni bir uluslararası yatırım bankası kurarak diğer ülkeleri de bankanın kurucu üyesi olmaya davet etmiştir. 2015 yılında tamamlanması beklenen kurucu üyeliklerden sonra banka aktif olarak çalışmaya başlayacak. Ancak böyle bir bankanın kuruluşu Çin’in sadece bölgesel değil küresel ekonomi ve siyaseti de etkileyebilecek bir konuma gelmesini ifade ediyor. Bu durum da başta ABD olmak üzere bölgede ABD müttefiki olan diğer ülkeleri de tedirgin etmektedir.

Güvenlik ve jeopolitik gerilim alanlarına da değinen Zan Tao, bölgede var olan mevcut çatışma alanlarının ürettiği istikrarsızlığın sadece Çin için değil bölgesel ve küresel düzen için de bir tehdit oluşturduğu kanısında. Terörizm ve bölge ülkeleri arasındaki ikili sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesi amacını da taşıyan projenin geleceği de bir bakıma bu gerilim alanlarından doğacak istikrarsızlıkların nasıl yönetileceği ile yakından ilgili. Çin’in Ortadoğu petrolü ve Orta Asya gazına yüksek oranda bağımlılığı da düşünüldüğünde projenin Çin için olmazsa olmaz bir jeopolitik zorunluluk olduğu göze çarpmaktadır. Buna rağmen Zan Tao, Çin’in enerji ihtiyacı ve Uygur sorunu gibi istikrarsızlık üretebilecek siyasi sorunları fazla vurgulamadı. Halbuki Çin’in başını çektiği ve gündeme getirdiği böyle bir projenin bütün ayrıntıları tartışılmadan hem bölgedeki hem de bölge dışındaki ülkeleri projeye ikna etmek çok kolay görünmüyor.

Sunumun devamında projeye getirilen temel eleştirilere cevap veren Zan’a göre, projenin Çin’in Marshall Planı gibi sunulması anakronistik bir saptamadır. Ne mevcut küresel durum ikinci dünya savaşı şartlarına benzemektedir ne de Çin’in ekonomik ve siyasi gücü ABD ile karşılaştırılabilir. Zan’a göre Çin halen kalkınmakta olan bir ülkedir. Kişi başına düşen milli geliri kalkınmış ülkelerin çok altında olan Çin halen kalkınma sürecinin çevre kirliliği, gelir adaletsizliği, iç göç gibi bir takım ciddi sorunları ile yüzleşmektedir. Dolayısı ile Çin, çevresinde bir nüfuz alanı oluşturmaktan ziyade mevcut kalkınmasını sürdürebilmek için istikrarlı bir siyasi ortam, ticari ilişki ve finansal kurumlar talep etmektedir.

Sunumun sonunda kısaca Türkiye-Çin ilişkilerini de değerlendiren Zan Tao, ipek yolu projesinin gelişmekte olan ikili ilişkilere yeni bir ivme kazandıracağı görüşünde. Ayrıca kültürel işbirliği alanını ikili ilişkiler için önemli gören Zan, ne Çin’deki ders kitaplarında anlatılan Türkler ve Türkiye’nin ne de Türkiye’deki ders kitaplarında anlatılan Çinliler ve Çin’in tarihsel ve güncel olarak doğru ifade edildiğini belirtti. Zan’a göre Türkiye-Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi gelecekte iki ülke arasındaki siyasi ve kültürel yanlış anlamaları da ortadan kaldıracak.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir