ABD’de Ahşap Evin 200 Yıllık Öyküsü

Paylaş:

Sanat Araştırmaları Merkezi ve İstanbul Şehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nin birlikte organize ettiği ve bir seneyi aşkın bir süredir devam eden Ev ve Mimari oturumlarının on birincisi düzenlendi. Konuk Muhammed Emin Şişman “ABD’de Ahşap Evin 200 Yıllık Öyküsü” isimli bir sunum yaptı. Moderatörler Celâleddin Çelik ve Halil İbrahim Düzenli konu hakkındaki sorularını ve fikirlerini program boyunca konuğa yönelttiler. Programın son kısmında dinleyicilerin soruları alındı.

Muhammed Emin Şişman, görsel malzemelerle desteklediği sunumuna dünyadaki ahşap ev örneklerini göstererek başladı. Türkiye’ye veya Osmanlı Devleti’nin geçmişte yönettiği coğrafyalara hakim ahşap ev geleneğini de fotoğraflarıyla ortaya koydu. Daha sonra Amerika’daki ahşap ev kültürünün nasıl başladığıyla ilgili kısma geçti. 2010 yılının resmi verilerine göre Avrupa’da %40-50 civarında seyreden ahşap ev oranı Amerika’da %89’dur. Amerika kıtasının keşfi olarak adlandırılan Avrupa kolonilerinin kıtaya gelişi 1492 yılında gerçekleşmiştir. Kıtada yaşayan yerlilerin kendilerine ait ahşap veya kerpiçten imal edilmiş evleri zaten mevcuttur. Fakat kolonilerin gelişiyle birlikte her millet kendi tarzını gösteren yapılar inşa etmeye başlamıştır. Örneğin İngilizler ahşap iskelet sistem evler yaparken Almanlar kütük sistem evler yapmıştır. Bunda inşaatların yapıldığı bölgelerin ikliminin de etkisi büyüktür. Güney bölgelerde verandalı evler, kuzeyde ısıyı muhafaza etmeye yönelik evler yapılmıştır. Evler yapı malzemesi ve tipine göre farkı isimler almıştır. Çeşitli yapılar denenmiş fakat ülke çapında en çok tercih edilen ve zamanla gelişen “Ahşap İskelet Sistem” evlerdir. Bu sistemde kütük bir eve göre %33 daha az ağaç kullanılır ve ilk dönemlerde gelişmiş makinalar olmadığı için ağacı işlemek daha kolaydır. Temelde kesilen ahşap parçalarının yatay veya dikey biçimde dizilmesiyle inşa edilir.

Sanayi devrimiyle birlikte buhar gücüyle çalışan makinalar yapılınca bazı teknik kolaylıklar elde edilir. Kereste ve çivi öncesinde elle yapılan malzemelerken endüstri devrimiyle birlikte bu malzemeler daha hafif ve muntazam hale gelmiştir. İnşaat malzemelerinin üretimi ve kullanımı kolaylaşmıştır. Bu gelişmeyle birlikte öncesinde çok fazla işçi gereken inşaatları zamanla birkaç kişi yapabilir hale gelmiştir. Her aile kendi içinde evlerini inşa edebilmeye başlamıştır. Bu sistemin diğer bir kolaylığı da iki katın tek seferde inşa edilebilmesidir. Bu şekilde cepheler levhalar halinde üretiliyor ve monte edilebiliyordu. Bu yapı biçimine “Baloon Frame” deniyordu. Bu yapılar hafif ve kolay uygulanabilir oldukları için büyük fabrikalar dahi yapılmıştır. Sistem gelişerek “Platform Frame” denilen bir yapıya dönüşmüştür. Bu yapılarda levhalar tek duvar boyutunda ve birbirlerine kontraplak malzemeyle eklenebilir hale gelmiştir. Bu sistemle beş kata kadar bina inşa edilebilmiştir.

https://www.youtube.com/watch?v=lS1uc1kkATk
Ev ve Mimari serisi kapsamında, 23 Şubat 2019 tarihinde gerçekleşen bu söyleşi BİSAV TV’de yayınlandı. Etkinliğin kaydına ayrıca Bilim ve Sanat Vakfı Spotify, Apple Podcast ve Google Podcast kanallarından da ulaşabilirsiniz.

1840’ta ilk defa prefabrik ahşap yapılar inşa edilmeye başlanmıştır. Bir dönem prefabriğin altın çağı yaşanmış ve dışarıdan evler ithal etmişlerdir. Demiryolu ağları geliştikçe malzemeler kolay ulaşılabilir bir hale gelmiştir. Firmalar bu dönemden itibaren kargoyla ev inşası için gerekli malzemeleri yolluyorlar ve evini inşa etmek isteyenler en yakın tren istasyonundan kargolarını aldıktan sonra arsalarına götürüp yapabiliyorlardı. Zaman içinde çeşitli isimlerde ev tipleri üretildi ve kitapçıklar basılarak ülke çapına yayıldı. Bu kitaplar marangozlara yönelikti ve evleri nasıl inşa edeceklerine dair talimatlar içeriyordu. Kitaplara sonradan ölçekli planlar da konulmaya başladı. Kitaplara bakan kişiler firmadan istedikleri evin siparişini verip tanıdıkları marangozlara yaptırabiliyorlardı. Kataloglarla sadece ev satışı değil diğer alışveriş ürünleri de yapılabiliyordu. Kuru gıda, kıyafet veya araba alımı bu kitapçıklar üzerinden yapılabiliyordu.

Amerika’da 1900’lerin başında çok yüksek bir nüfus artışı gerçekleşmiştir. Bu artış ev ihtiyacını da beraberinde getirmiş ve birkaç firma büyüyerek dünya çapında ev satışı yapmaya başlamıştır. Bunlardan en ünlü iki tanesi Alaadin ve Sears’tır. Çivi kullanılmayan, geçirmeyle inşa edilebilen modüler evler de üretilmiştir. Aynı zamanda ahşap ev üretimiyle alakalı standartlar da belirlenmiş ve yapım çerçevesi çizilmiştir. Bu yükseliş İkinci Dünya Savaşı’na kadar sürmüştür. Savaş sonrası köyden kente göç artmış ve evlerin postayla gönderilmesine ihtiyaç kalmamıştır. Bu durum da büyük firmaların bazılarının kapanmasına sebep olmuştur. Bunun yanında köyden kente göç edenler aynı tip yapıdan vazgeçmek istemedikleri için yüksek apartmanları da ahşap ağırlıklı yapmaya başlamışlardır. Ahşap endüstrisi geliştiği için beton veya çeliğe göre daha ucuz ve ulaşılabilir bir duruma gelmiştir. Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde ahşap ev geleneği devam etmektedir ve evlerin yüksek bir oranını oluşturur. Dünya genelinde ahşabın farklı şekillerde işlenmesiyle inşa edilen farklı tipte yapılar bulunmaktadır. ABD’de ahşap evler toplamın %85’ini oluştururken Türkiye’de bu oran %0.05’tir.

Programın sunum kısmı bittikten sonra sorulara geçildi. Dinleyiciler Türkiye’ye bu sistemin nasıl adapte edilebileceğini konuştular. Osmanlı’dan gelen ahşap ev geleneğimizin kullanışlılığına dair sorular soruldu. Beton ve ahşap kıyası yapıldıktan sonra şehircilik açısından ne ifade ettiği belirtildi. Yapılaşmanın siyaset ve endüstriyle güçlü bir bağı olduğu için yapılaşma önerilerinin temelde yönetmelikler ve yasalarla belirlendiği ortaya kondu. Ülkemizde ahşap standardının olmadığı ve bunun getirdiği zorluklar ifade edildi. Akademik ve pratik çözümlerin eşgüdümlü ilerlemesi gerektiğini söyleyen moderatörler konuşmayı kapatırken bu çalışmanın devamının gelmesini dilediler. Türkiye’nin orman miktarı ve ahşap stokunun yapılaşma için yeterli olduğunu belirtirken asıl eksiğin bu yapılaşma için gerekli eğitim altyapısının ve standartların oluşmaması meselesi olduğunu eklediler.

Daha fazla göster

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir