Değişen Kentte Dinî Hayat

Paylaş:

Medeniyet Araştırmaları Merkezi ile “Kadın Kimliği Üzerinden Çağdaş Kültür Okumaları” atölye grubunun ortaklaşa düzenlediği Sekülerleşme toplantılarının Nisan ayındaki konuğu, İstanbul Müftülüğü’nde 1999’dan bu yana din hizmetleri uzmanı olarak görev yapan fetva kurulu üyesi Nevin Meriç’ti. Meriç, “Değişen Kentte Dinî Hayat” başlıklı sunumunda aynı başlıkla yayınlanan kitabını değerlendirdi. İlk olarak kitabın ortaya çıkış serüvenine değinen Meriç, fetva sorularıyla karşılaştığında bunlara sadece cevap vermenin yeterli olmayacağına, bunların bir anlamının olması gerektiğine ve bu anlamları kamuya açmanın faydalı olacağına karar verdiğini; sosyolojide yaptığı yüksek lisansın sağladığı altyapıyla şimdiye kadar fetva konuları, kadın sorunları ve kentle ilgili fetvaları ele alan üç kitap kaleme aldığını söyledi. Meriç son kitabıyla, kamuyu bilgilendirmenin yanı sıra toplumsal aktörlere, özellikle de dinî alanı resmî veya sivil olarak bir biçimde belirlemeye çalışanlara mesajlar vermeyi, yani insanların nasıl düşündüğünü, hangi sorunları yaşadığını ortaya koymayı hedeflediğini vurguladı.Fetva kurulu üyesi olarak sosyolojinin verilerini kullanmakta herhangi bir sakınca görüp görmediği yönündeki sorulara cevaben Meriç, anlam arayışına vahiy merkezli bakıldığında bu yöntemde herhangi bir sakınca görmediğini, çalışmasında ayet ve hadislerin yerinin belli olduğunu, dokunulmaması gereken alana müdahale etmediğini, sosyolojide ise böyle bir alanın olmadığını ifade ederek, fetva verdikten sonra dönüp bir de sosyolojik açıdan değerlendirme yaptığını belirtti. Sosyolojinin imkânlarını kullanarak bu kitapla toplumdaki tehlikeli noktaları açığa çıkartıp proje üretmesi gerekenlere bir malzeme sunmayı hedeflediğini, bu anlamda sosyolojiye karşı bir direnme içinde olduğunu da sözlerine ekledi.Modernleşmesekülerleşme ve Protestanlaşma konularına da değinen Meriç, modernleşmenin bireyin ve evrenin kutsaldan arındırılması süreci olduğunu, kutsaldan arındırma tam olarak gerçekleşmeyince kutsalın içeriğinin değiştirilmeye çalışıldığını, yani dünyevîleşildiğini ifade etti. Meriç, 1999’da İstanbul Müftülüğü’nde göreve başladığında gelen sorularla 2006’da sorulan soruların çok farklı olduğunu belirterek, bu değişimin dünyevîleşmenin bir göstergesi olarak görülebileceğini ifade etti. Zira artık insanların Kur’ân-ı Kerîm’i mealinden okuyarak, Türkçesinden hüküm çıkarabileceklerini zannettiklerini, mesela “Kur’ân’da içkiden uzaklaşın deniyor, siz neden haram kılıyorsunuz?” gibi sorularla karşılaştığını söyledi. Bu şekilde din alanında hüküm vermenin sıradanlaşmasında din hususunda aydın cehaletinin etkili olduğunu vurgulayarak, dinî birikimi çıkarıp doğrudan Kur’ân’dan hüküm elde etmeye başlandığında elde bir şey kalmadığını, zira İslâm dininin iman boyutuyla da, ahkâm boyutuyla da sekülerleşmeye imkân tanımadığını sözlerine ekledi.Toplumsal değişmenin aktörlerini kentleşme, sanayileşme ve medya olarak belirleyen Meriç, kentleşme ve kentte yerleşim biçimlerinin fetva sorularında bazı farklar meydana getirdiğini ifade etti. Kentleşme ile göç edenlerde daha geleneksel bir din anlayışı hâkimken kentin merkezinde yaşayanlar arasında imanın, ibadetin hep gizli, bireysel olduğu yönünde daha dışarıda tutulan bir din anlayışının kabul gördüğünü belirtti. Kent dışından gelenlerin camileri ve dinî mekânları daha çok kullandıkları için sorularının cevaplarını cami hocaları veya cemaatlerden aldıklarını, müftülüğe soru sormayı tercih edenlerin ise daha çok kent merkezindekiler olduğunu vurguladı.Ekonomik yapıdaki değişmelerin de fetva dairesine gelen soruların profilini değiştirdiğini, artık kredi kartları, leasing, borsa vb. konularla ilgili soruların daha sık sorulduğunu ifade etti. Toplumsal değişmenin aktörlerinden bir diğeri olarak gördüğü medyanın ise, dinî konuları bilgilendirmekten ziyade magazin boyutuyla ele aldığını, sosyal farklılık ve değer yargılarından çok, küresel aktarımları halka dayattığını ileri sürdü.Meriç konuşmasında ayrıca toplumsal alanın cinsiyet merkezli olarak belirlendiğini ve geleneksel değerlerde bir altüst oluşun yaşandığını vurguladı. Bu bağlamda kadın ve erkek hürriyet algısının değişimiyle ilgili bazı örnekler verdi. Buna göre, örtü geleneksel toplumlarda kadın için bir hürriyet göstergesiyken, modern toplumlarda örtüsüzlük hürriyet göstergesi olarak algılandı. Benzer şekilde, geleneksel toplumlarda erkeklerin küpe takması kölelik işaretiyken, modern toplumlarda özgürlük ifadesi sayıldı.İstanbul Müftülüğü fetva kurulu üyesi bir yazar tarafından bizzat cevaplanan sorular temel alınarak dinî hayattaki değişimin değerlendirildiği bu çalışma, fetva mekanizmasının modern toplumda da işlemekte ve bireylerin davranış tarzlarını dine dayandırma isteklerinin bir şekilde devam ettiğini gösteriyor. Yöntem konusunda ileri sürülen itirazlar dikkate alınarak yapılacak yeni çalışmaların, kendi toplumumuzu tanımaya ve sorunların çözümüne yönelik projeler geliştirmeye katkıda bulunacağı da aşikâr.

Daha fazla göster

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir